Perşembe, Aralık 13, 2007

-40 derecede havaya kaynar su fırlatmak

Fıkralarda olur sanıyordum ama gerçekten de anında donuyormuş!

Çarşamba, Aralık 05, 2007

Aç Kal, Budala Kal

Steve Jobs'dan şahane bir konuşma.. Biraz uzun gibi ama düşündürücü ve motive edici!



Pazartesi, Aralık 03, 2007

Winning is the only thing!

Bu sene de geçen senelerde olduğu gibi Spormax'ın düzenlediği Şirketler Basketbol Ligi'ne katıldık. Turnuvaya ilgi geçen senelere olduğundan çok daha fazla oldu. Bu sene 84 takım katıldı. Takım sayısı bu kadar fazla olunca organizatörler maçları ayarlamakta zorlandılar.

Takımlar her biri 4 takımdan oluşan 8 grup ve bu grupların oluşturduğu 3 konferansa ayrıldı. Tabi bu şekilde ayrılınca 96 takım ediyor. Eksik takımlar için bazı gruplar 3 takımdan oluştu. Biz de Intertech'in aslan yürekli basketbolcuları olarak böyle bir grupta başladık turnuvaya.

Gruptaki 2 maçımızı kolayca kazandık. Böyle olunca 2. ve 3.'lerin oynadığı ek maça gerek kalmadı. 1 Aralık günü yine kolay bir galibiyet aldık ki bence gereksiz bir maç oldu. Hem onlar hem de bizim açımızdan. 15 dakikalık maç için Bahçelievler'den Şişli Terakki'ye gitmek zorunda kaldım. Takım diğer grubun 3. olduğu için kuvvetli değildi. Hiç çekişmeli olmayan 15 dakikanın ardından ertesi gün turnuvaya devam etmek üzere tekrar evlerimize dağıldık.

2 Aralık günü ilk maçımız eski şampiyonlardan Global Bilgi ile oldu. 3 tane oldukça sert oynayan arkadaş ile 15 dakika kah güreştik kah basketbol oynadık. Sonunda gülen taraf biz olduk. Turnuvanın diğer maçı geçen yılın şampiyonu Nobel İlaç ile tam 2,5 saat sonra olacaktı. Arada soğuyacak sonra tekrar ısınmak zorunda kalacaktık. Başka çare olmadığı için başladık beklemeye.

Nobel İlaç bir önceki yılın şampiyonu olarak turnuvaya tribünün üçte birlik kısmını kaplayan, davul zurna ile gelmiş coşkulu taraftar desteği ile gelmiş. Taraftar neyse de bu arkadaşlar Global Bilgi'den kat kat daha sert çıktı! Maçın genelinde güreştik. İçerden dayak yemeden sayı atabilene aşkolsun! Çok çekişmeli geçen bu maçın sonunda da bileğimizin hakkıyla galip geldik.

Şampiyonluk iddiası olan oldukça sert iki takımla üstüste maçlar bizi fazlasıyla yıprattı. Şanssız program bizim sonumuz oldu. Maça onlar çok hızlı başladı. Biz ise çok geç ısınabildik. 15-6 geri düştük. Ardından ısındık, güzel bir yeri yakaladık ama Dominos Pizza'ya 20-17 yenilmekten kurtulamadık. Seçil'in son saniyede bir üçlüğü vardı. Berabere bitirip uzatmada da geçebilirdik ama olmadı. Her şeye rağen elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Şanssız bir şekilde çok güçlü rakiplerle peş peşe oynadık.

84 takım içinde ilk 6 içinde yer aldık diye avunmaktan başka bir şey kalmadı elimizde. Turnuvayı gerçekten kazanmak istemiştik. Üzüldük.

Bir başka noktaya da ben bireysel olarak bir miktar üzüldüm. 3 takımlı bir grupta olduğumuzdan ve konferans finallerinden öteye gidemediğimizden dolayı 6 maç sonunda turnuva bizim takımımız için bitti. Toplam 82 sayı atmışım. Sayı kralı 9 maç sonunda 94 sayı atan bir arkadaşın oldu. Bence sayı krallığı ortalama üzerinden hesaplanmalı. Elbette belirli bir maç sayısı barajını aşmış olmak gerekiyor.

Bugün Spormax sitesinde gönlümü almak için bir yazı çıkmış. :-) Yazı hoşuma gitse de sayı sıralamasında sonuncu olup şampiyon olmayı tercih ederim!

Winning is the only thing!

(Bu tip turnuvalara katılan insanlar neden bu kadar sert oynar sorusuna başka bir yazıda cevap bulmaya çalışacağım.)

Pazar, Aralık 02, 2007

Amsterdam bisiklet kültürü

Amsterdam'da çalışmakta olan sevgili arkadaşım Gençer ile 'Amsterdam ve bisiklet kültürü' üzerine güzel bir sohbetimiz oldu. Avrupa'nın bisiklet başkenti boşuna demiyorlarmış!

Amsterdam'da bisiklete binerken nelere dikkat etmek gerektiğini anlatan bir video ve San Francisco ile Amsterdam bisiklet karşılaştıran hoş bir sayfa.




Pazartesi, Ekim 29, 2007

Google Bize Logo Yapmış!




Geçen yıl başlatılan Google Bize Logo Yapsana projesini Google duymuş ve 29 Ekim için çok güzel bir doodle hazırlamış. PR konusunda oldukça başarılılar bence.



Güncelleme: Sadık okuyucum Dinçer'in yorumu üzerine araştırınca Google'ın daha önce de Türkiye için özel logo hazırladığını öğrendim. Gereksiz panik yapmışım. :-)

Salı, Ekim 09, 2007

Şifreniz en az 18770 karakter uzunluğunda olmalı ve son 30689 şifrenizden biri olmamalıdır!

Başlıktan Türkiye'deki güvenli İnternet bankacılığı uygulamalarından biri akla geliyor değil mi? Ancak öyle değil. İlginç bir Microsoft hatası. Orjinal mesaj şöyle;

Error Message: Your Password Must Be at Least 18770 Characters and Cannot Repeat Any of Your Previous 30689 Passwords.

Bir an gerçek olduğunu düşünsek.. En az 18770 karakter uzunluğunda bir şifre! Doğru yazıp girme olasılığı ne olurdu acaba? Ya da, yazıp yazıp tam Enter'e bastığınızda Caps Lock açıksa!? Son 3 ya da 5 şifre ile aynı olmamasına zor tahammül ediyorum ya 30000! Kabus gibi!

Anne, büyüyünce `yazılım yıkamacı' olacağım!

Türk Dil Kurumu'nun "Dağarcığınıza her gün iki söz" isimli servisine üyeyim bir süredir. Her gün olmasa da arada sırada ilginç kelimeler, pardon sözler e-posta ile geliyor. Gelen iki sözden bir tanesi Türkçe bir sözün anlamı olurken diğeri de dilimizde sıkça kullanılan yabancı bir kelimenin Türkçe anlamı ve yerine önerilen söz oluyor.

Buraya kadar her şey normal, güzel. Fakat bu sabah gönderilen dilimizde sıkça kullanılan yabancı kelime biraz tanıdık geldi; `developer'. Anlamı ise hiç tanıdık gelmedi! Buyrun burdan yakın;


developer : İngilizce developer sözü "Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti." anlamına gelmektedir. Bu söz yerine kullanılmak üzere yıkamaç karşılığı önerilmiştir.


Bundan sonra ne iş yaptığımı soran olursa `Yazılım yıkamacıyım' diyeceğim.

Pazartesi, Ekim 08, 2007

"Ne zaman adam oluruz?"

Sevdiğim bir arkadaşım Fatih Altaylı'nın yakın zamanda çıkmış bir yazısını göndermiş. Özetle yazıda, bugüne kadar ülkemizin çıkarlarını sonuna kadar savunmuş (!) köşe yazarlarımızdan olan Fatih Altaylı, Aydın Doğan'ın AKP'den istediğini kopardığını bu yüzden rejim tehlikesi ("Malezya olur muyuz?" gibi) yazı ve haberlerin artık son bulacağını iddia etmiş. Yazdıklarının doğru olması ihtimali yüksek. Fakat aynı Fatih Altaylı'nın yıllar önce Aydın Doğan'a düzdüğü methiyelere ne demek gerekiyor?



Acaba kendisi değişmiş midir? Gelişmiş midir? Yoksa başbakanımız gibi gelişerek mi değişmiştir?



Fatih Altaylı "ne zaman adam olur"? Hiçbir zaman.