Aylar önce Prag’a bir iş gezisi için gittim. Yazısının kısmeti bugünlere imiş. Buyrun bir Prag gezisi yazısı.
Yemekleri, ulaşımı gibi bilgileri bulabileceğiniz onlarca, yüzlerce kaynak olmasına rağmen ben yine de biraz bahsedeyim. Belki birine lazım olur.
Türkiye’de yaşayıp da damak tadı olan herkesin zorlanacağı bir kent şu Prag. Belirli bir yemek kültürleri yok. “Gulaş” denen bir yemek meşhurmuş ancak yemek nasip olmadı. Yemek yenen yerlerin yanında öyle güzel güzel yemek kokuları gelmedi bize. Kullandıkları yağdan mıdır yemeği yapma şekillerinden midir anlayamadım ama yemeklerin kokuları hep iştahımızı kapatan yönde oldu. Sonuç olarak bir hafta kaldığımız Prag’da en az üç gün karnımızı McDonalds’da doyurmak zorunda kaldık. Burada baskı ile gönderemezsiniz ama insan denize düşünce yılana sarılıyor. Şükür ki öğlen yemeklerini Microsoft’ta çok güzel yapıyorlardı da yiyebiliyorduk!
Ulaşım oldukça düzenli. Trafiği Türkiye ile kıyaslamıyorum, zira hepimizin bildiği gibi elma ile armut kıyaslanmaz, gayet düzenli, sakin ve tenha bir trafik vardı. Akşam iş çıkışı olduğu saatlerde bile sıkışık bir trafik görmedik.
Yalnız metro biraz karışık geldi bize. Avrupa’nın ortasında (sadece lafın gelişi değil aslında geometrik olarak da ortalara bir yere geliyor) metroda bilet alacağınız yerlerde İngilizce yazı yok! Çekce yazılar var ve yanında hatırı sayılır sayıda gelen Almanlar’ı memnun etmek için Almanca açıklamalar var. E bizde sadece Türkçe ve İngilizce olduğu için tabii ki bir şey anlamadık. Alt tarafı bilet anlamayacak ne var diyebilirsiniz, anlayamadığımız konu 6, 8, 12 (8 dışındakileri tam hatırlayamıyorum) gibi farklı fiyatlara bilet alabiliyor olmanız. Rastgele birinden alamadık çünkü okuduğumuz bazı yazılara göre biletleri kontrol eden görevliler varmış ve yüklü para cezaları kesebiliyorlarmış.
İlk gün önümüzdeki bir bayan 8 kronluk (sahi söylemeyi unuttum.. Çek Cumhuriyeti para birimi olarak Avro değil Kron kullanıyor. Aşağı yukarı 1 Avro 30 Kron ediyor ve döviz alış-verişinde “vergi” kelimesini kullanarak iyi bir kazık atıyor büfeler. En iyisi havaalanında yeterli miktarda Avro bozdurmak.) bilet aldı. Biz de aynısını yapalım dedik ve 8 kronluk biletlerden aldık. Sonradan öğrendik ki para ölçüsü gitmek istediğiniz durak sayısına, öğrenci olup olmamanıza göre değişiyor. Biz doğru olanı yapmışız. Sonradan bir şeyi daha öğrendik ki biletleri kontrol eden görevliler gerçekten var, son gün otele dönerken kontrol edildik. Haa bir de bazı Amerikalı turistlere hangi biletten almaları konusunda yardım bile ettik.
Tarihi eserler konusuna gelince.. Prag’ı bölge bölge ayırmışlar, Prag 1, Prag 2 şeklinde. Prag 1 isimli bölge kendi başına tarihi eser! Kocaman bir bölgeden bahsediyorum, bizim iyi halli bir ilçemiz kadar büyük yani. Nerenize baksanız tarihi eser, iyi bir şekilde korunmuş. Etrafınızda sizin gibi giyimli insanlar olmasa, kostüm giyseler kendinizi zaman makinesi ile geçmişe gitmiş zannedersiniz. O kadar güzel korunmuş işte. Binaların, köprülerin, yolların hepsi o kadar güzel yapılmış ki her biri için bir “sanat eseri” desek biraz aşağılamış oluruz.
Mesela kenti ortadan ikiye bölen Vletava nehri üzerine o köprüler yapmışlar. Bu köprülerin üstüne de bir başından öbür başına kadar karşılıklı onlarca birbirinden güzel heykel yapmışlar. Prag Kalesi var ki sormayın. Kalenin dibinden başınızı kaldırıp tepesini görmeye kalktığınız zaman haşmetinden insanın içinden saygı duyası geliyor! Tepesine kadar her santimine özenle işlemeler, kabartmalar yapılmış. Genelde gotik mimariyi yansıtan bu eserlerde hristiyanlığın etkisini heryerde görebilirsiniz (Yaa, benden böyle bir cümle beklemezdiniz sanırım.)
Kentin içinde, özellikle Prag bölesinde, yürüyerek bu atmosferi tadarak gezin derim. Her gün belirli bir kısmını yürüyerek 3-4 içinde gezilmemiş alan bırakmazsınız, biz de öyle yaptık zaten. Yol arkadaşım olan Cüneyt –kendisi bir yürüme delisidir- beni de yürümek zorunda bıraktı. Yalnız kendisine kızgın değilim, sonradan benim de hoşuma gitti ve Prag’da yürümediğimiz az bir alan kaldı. Otele bile, 4 veya 5 metro durağı mesafeye yürüdük. Son metroyu kaçırmışız ne yapalım.. Sadece bir gün bisiklet kiraladık. Gezemediğimiz bazı parklar kalmıştı onları da bisikletlerle gezdik.
Biraz da insanlarından bahsedeyim. Uygar oldukları şüphesiz. Kimsenin kimseye karıştığı yok. Parkta, bahçede, yolda yürürken, bankta otururken, hatta metroda insanların elinde bir pet şişe bira içiyorlar. Yalnız öyle bizdeki bir bira içip etrafa saldıran kavga çıkaran ayılar şehirlere inmediği için bira inanılmayacak derecede popüler. Abartmıyorum, bisikletle gezerken Letenské Sady isminde bir parka girdik. Bizdeki aynı ayardaki bir parkta çay bilemedin kola satılır, bira içenleri de kovarlar. Bu parkın içinde Bear House denen bir yer vardı ve parkın çocuklar hariç hepsi burada bira içiyordu. Kalanları da patenlerle geziyor, paten de bira kadar meşhur. Bir aile; anne, baba, çocuklar, hepsinin patenle kaydığı ender şehirlerden biridir herhalde bu Prag. Bir de Mala Strana parkı vardı ki kelimelerle içindeki huzur dolu atmosfer, o yeşilliklerin güzelliği anlatılamaz herhalde.. Uzatmıyayım son derece uygar insanların barındığı bir kent diyebiliriz. Gitmeden okuduğum bir kaynağa göre nüfus kayıtlarına göre toplumun yarısı ateist imiş. Buna göre “din olmasa insanlar birbirlerini boğazlar” tezini çürüten bir kentte diyebiliriz.
Bir diğer konu sigara tüketimi. Ben hayatımda bu kadar çok kadının bir arada sigara içtiğini görmedim desem yalan olmaz. Hepsinin yolda yürürken, parkta otururken elinde bir sigara, puf puf! (Yalnız yerlerde izmarit çok görmedim, belediye iyi çalşıyor herhalde) Hepsi sarışın ve hepsinin göbekleri açık! Ben hırkanın üzerine mont giyiyordum, hava soğuktu, ancak kızların hepsinin göbekleri açıktı. Sigara ve bu göbek konularından yola çıkarak 20 yıl sonra Çek Cumhuriyeti’ni kötü günler bekliyor diyebiliriz. Böyle analardan olacak çocuklar pek sağlıklı olmaz zira. Ancak, hepsinin çekici geldiğini söyleyebilirim, fazla şişman yok ve kaşlarına kadarsarı olmaları olmaları insanın ilgisini çekiyor tabii ki. Türkiye’deki sarışın oranı nedir ki? (Gerçek sarışın, boya değil :))
Akşamları Prag 1 bölgesinde, gündüzleri nereye saklandıklarını anlayamadığımız, zenciler ellerinde Kabare ilanları “İlle de bizimkine gelin” diye zorla elinize tutuşturuyorlar. Kabare dediğimi sanatsal birşey sanmayın ha! Striptiz şovun ismi olmuş kabare. İki erkek dolaştığımız için sanırım bu broşür dağıtanların ilgi odağı idik. Her gece mutlaka bir iki broşürü zorla verdiler. Dönmeden iki gün önceki gece bir gidip bakalım dedik ve kapısında limuzin durduğu için fazla virane olamaz diye karar verdiğimiz birine girdik. İçerisi 5 yıldızlı otel lobisi gibi bir ortam olduğu için virane endişemize güldük. İçerisi yarı çıplak genç kızlarla dolu. Ortaya birisi çıkıyor, aynen filmlerde gördüğünüz gibi müzik eşliğinde zaten üstünde fazlaca bir şey olmamasına rağmen çıkarıyor. Sonunda tamamen çıplak oluyor yani! Aslında ortada dolaşanlardan biraz daha çıplak oluyorlar diyebilirim. Bu ortam beni düşüncelere sürükledi. Gencecik kızların para uğruna bu ortamlara düşmesine akıl erdiremedim. Hepsi öyle veya böyle gerçekten güzel kızlardı. Gençler ve sağlıklılar. Başka yüzlerce meslek varken oralarda ne işleri var diye düşündüm durdum. “Toplumun yarısının ateist olması” belki de buna sebeptir diye düşündüm. Sonra o zamanlar 3-4 aylık olan oğlum ve eşim aklıma geldi. Ben Prag’a gelirken onlarda Trabzon’a bir düğün için gitmişlerdi. İlkelerimden ödün vermeyen bir yapım olduğu için içeri girerken içim rahattı ancak yine de eşim ve oğlum aklıma gelince kendimi kötü hissettim ve en sonunda dışarı çıktık. Sonradan öğrendim ki Prag aslında tarihi kent olmasının yanında bir “seks turizmi başkenti” imiş. Kabarelerin fazlalığı, broşür dağıtan insanların fazlalığı da bundan dolayı imiş.
Sonuç olarak Prag’a gitmenizi tavsiye ederim. Tarihi açıdan dünyanın en güzel kentlerinden birini, belki de dünyanın en güzel en huzurlu parklarını göreceksiniz. En uygar toplumlardan birini görme imkanınız olacak. Yalnız karnınız aç kalacak ona göre!
3 yorum:
Süpper yazı :) Ama resim de lazım!
Pek yakında! :-)
bugun öglen dinledim seni gözlerim kapalı... eur biriktiriyorum iş bankası kumbaramda..
gitmek istiyorum.. uzaklara.. prag'lara
Yorum Gönder