Bu gece yine CNBC-E kanalında iyi bir film vardı. Bu sefer Ustalara Saygı Kuşağı'nda István Szabó imzalı Taking Sides (Türkçe'ye Taraf Tutmak olarak çevrilmiş, bence uygun) isimli filmi izledim.
"István Szabó kim?" derseniz ben de bilmiyorum. Ustalara Saygı Kuşağı'nda filmi yayınlandığına göre usta olsak gerek :-) IMDB'den bakınca 60'lı yıllardan bu yana 34 filme imza atmış, Macaristan asıllı Oscar alan (1981 Mephisto) tek yönetmen olduğunu anlıyoruz. Biyografisi ile ilgili ilginç bir nokta 1956 yılında Macar komünist hükümeti için ajanlık yapmış.
2. Dünya Savaşı sayısız filme konu olmuştur. Açıkçası ben de 2. Dünya Savaşı konulu filmlerden sıkıldım. Ancak bu film farklı. Filmin konusuna gelince... Savaş bittikten ve Almanlar'ın yenilgisi kesinleştikten sonra, galip ülkelerin askeri güçleri Almanya'da düzenin tekrar sağlanması, savaş suçlularının cezalandırılması ve tabii ki küllerin içinde kalan ganimetleri paylaşmak için Almanya'dadır. Nazi Partisi'ne üye kim var kim yoksa galip güçler sorguya çekmekte ve acımadan cezalandırmaktadır.
Wilhelm Furtwangler isimli bir orkestra şefi savaş başladığında ülkesini terk etmemiş, Almanya'da kalmış, Berlin Filarmoni Orkestrasında şeflik (İngilizce'si conductor oluyormuş, bunu da filmden öğreniyoruz) yapacak kadar yükselmiştir. Hitler ve Nazi iktidarının diğer iki önemli lideri Joseph Goebbels ve Hermann Göring ile olan yakın ilişkileri ve toplum içindeki saygınlığı nedeniyle acımasız bir şekilde cezalandırılmak istenir. Soruşturmayı yürütme görevi Amerikalı bir binbaşıya (Harvey Keitel) verilir. Binbaşıya göre Furtwangler zaten suçludur. Çünkü Nazi'lerden hediye parlak bir kariyere kavuşmuştur. Soruşturmanın amacı da onu cezalandıracak kanıtları toplamaktan ibarettir. Furtwangler ise savaş sırasında bir çok Yahudi'yi kurtarmıştır ve başarısı, yani parlak kariyeri, kendi yeteneğinden kaynaklanmaktadır. Filmin ana konusunu işte bu soruşturma süreci oluşturur.
Özellikle yaşanan soruşturma sürecinde geçen diyaloglar oldukça düşündürücü. Savaşı yaşayan psikoloji ile dışarıdan gelip adaleti dağıtmaya çalışan psikolojinin çarpıştığı sahnelerdeki konuşmalar etkileyici. Üzerinde durulan önemli bir konu da "sanatın politikadan ayrı olup olamayacağı".
Bu filmin de IMDB puanı 7.3 ve bence iyi bir film. Avrupa'daki film festivallerinde 9 ödül almış olması da bunun bir göstergesi bence. Bulabilirseniz izlemenizi tavsiye ederim.
Çiğdem'e de Türkçe konusundaki yardımlarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim :-)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
Sanatın politikadan ayrı olup olamayacağı enteresan bir konu. Ben ayrılamayacağı fikrindeyim. Sanat yaratmaksa eğer ve yaratıcılığı etkileyen yaşanılan çevre ve bunun sanatçı üzerindeki etkileri ise ayrı olması zaten düşünülemez diye açabilirim bu fikrimi.
Burada sanırım sorgulanması gereken
sanatın iktidar tarafında mı yoksa karşısında mı olduğu... İktidar taraftarı sanatın/sanatçının bu konudaki samimiyeti:) veya ortaya çıkan sanat iktidar tarafından destekleniyor ise gerçekten hakettiği yerde mi şüphesi. Aynı sorular iktidar karşıtı yapılan sanat için de geçerli tabii ki...
Biraz daha düşününce 'sanat, sanat için mi yoksa halk için mi yapılmalıdır?' sorusunun aslında konunun temeli olduğu ayrımına varıyor insan.
Zor bir konu işlenmiş filmde. Bulup izleyelim madem :)
not:Asıl sanat Tuncay'ın saat 20:00 da başlayıp aralıksız yaptığı updatelerdir:) yarın sabah tüm halkı ya sandalyelerinden zıplatacak ya da derin bir nefes alıp gevşemelerini sağlayacak çünkü :)
Yorum Gönder