<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995</id><updated>2011-11-27T05:18:49.738+02:00</updated><category term='tdk'/><category term='hayat'/><category term='müzik'/><category term='kitap'/><category term='bilgisayar'/><category term='ipod'/><category term='doodle'/><category term='microsoft'/><category term='basket'/><category term='film'/><category term='nobel'/><category term='blog'/><category term='google'/><category term='türkçe'/><title type='text'>Obsesif Kompulsif</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>47</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-8012432689898187274</id><published>2007-12-13T23:39:00.001+02:00</published><updated>2007-12-13T23:39:55.486+02:00</updated><title type='text'>-40 derecede havaya kaynar su fırlatmak</title><content type='html'>Fıkralarda olur sanıyordum ama gerçekten de anında donuyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zFj_i6HtebM&amp;amp;rel=1"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zFj_i6HtebM&amp;amp;rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-8012432689898187274?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/8012432689898187274/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=8012432689898187274' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8012432689898187274'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8012432689898187274'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/12/40-derecede-havaya-kaynar-su-frlatmak.html' title='-40 derecede havaya kaynar su fırlatmak'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-7832150884792305031</id><published>2007-12-05T17:06:00.000+02:00</published><updated>2007-12-05T17:09:49.527+02:00</updated><title type='text'>Aç Kal, Budala Kal</title><content type='html'>&lt;p&gt;Steve Jobs'dan şahane bir konuşma.. Biraz uzun gibi ama düşündürücü ve motive edici!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="425" height="335"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/pRmTeiTjSiFFgoU9G"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/pRmTeiTjSiFFgoU9G" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="335" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3j81k_steve-jobs-ac-kal-budala-kal-alt-ya_people"&gt;Steve Jobs - Aç Kal, Budala Kal (Alt Yazılı)&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-7832150884792305031?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/7832150884792305031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=7832150884792305031' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/7832150884792305031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/7832150884792305031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/12/kal-budala-kal.html' title='Aç Kal, Budala Kal'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-5559186542834515415</id><published>2007-12-03T23:06:00.000+02:00</published><updated>2007-12-03T23:59:54.096+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basket'/><title type='text'>Winning is the only thing!</title><content type='html'>Bu sene de geçen senelerde olduğu gibi &lt;a href="http://www.spormax.com/"&gt;Spormax&lt;/a&gt;'ın düzenlediği &lt;a href="http://www.spormax.com/spormax/spormaxFace/face1/Bolum.asp?bolumID=6&amp;amp;kategoriID=24"&gt;Şirketler Basketbol Ligi&lt;/a&gt;'ne katıldık. Turnuvaya ilgi geçen senelere olduğundan çok daha fazla oldu. Bu sene &lt;a href="http://www.spormax.com/spormax/spormaxFace/face1/Sirket.asp?kategoriID=30&amp;amp;bolumID=6"&gt;84 takım&lt;/a&gt; katıldı. Takım sayısı bu kadar fazla olunca organizatörler maçları ayarlamakta zorlandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takımlar her biri 4 takımdan oluşan 8 grup ve bu grupların oluşturduğu 3 konferansa ayrıldı. Tabi bu şekilde ayrılınca 96 takım ediyor. Eksik takımlar için bazı gruplar 3 takımdan oluştu. Biz de Intertech'in aslan yürekli basketbolcuları olarak böyle bir grupta başladık turnuvaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruptaki 2 maçımızı kolayca kazandık. Böyle olunca 2. ve 3.'lerin oynadığı ek maça gerek kalmadı. 1 Aralık günü yine kolay bir galibiyet aldık ki bence gereksiz bir maç oldu. Hem onlar hem de bizim açımızdan. 15 dakikalık maç için Bahçelievler'den Şişli Terakki'ye gitmek zorunda kaldım. Takım diğer grubun 3. olduğu için kuvvetli değildi. Hiç çekişmeli olmayan 15 dakikanın ardından ertesi gün turnuvaya devam etmek üzere tekrar evlerimize dağıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Aralık günü ilk maçımız eski şampiyonlardan Global Bilgi ile oldu. 3 tane oldukça sert oynayan arkadaş ile 15 dakika kah güreştik kah basketbol oynadık. Sonunda gülen taraf biz olduk. Turnuvanın diğer maçı geçen yılın şampiyonu Nobel İlaç ile tam 2,5 saat sonra olacaktı. Arada soğuyacak sonra tekrar ısınmak zorunda kalacaktık. Başka çare olmadığı için başladık beklemeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nobel İlaç bir önceki yılın şampiyonu olarak turnuvaya tribünün üçte birlik kısmını kaplayan, davul zurna ile gelmiş coşkulu taraftar desteği ile gelmiş. Taraftar neyse de bu arkadaşlar Global Bilgi'den kat kat daha sert çıktı! Maçın genelinde güreştik. İçerden dayak yemeden sayı atabilene aşkolsun! Çok çekişmeli geçen bu maçın sonunda da bileğimizin hakkıyla galip geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şampiyonluk iddiası olan oldukça sert iki takımla üstüste maçlar bizi fazlasıyla yıprattı. Şanssız program bizim sonumuz oldu. Maça onlar çok hızlı başladı. Biz ise çok geç ısınabildik. 15-6 geri düştük. Ardından ısındık, güzel bir yeri yakaladık ama Dominos Pizza'ya 20-17 yenilmekten kurtulamadık. Seçil'in son saniyede bir üçlüğü vardı. Berabere bitirip uzatmada da geçebilirdik ama olmadı. Her şeye rağen elimizden gelenin en iyisini yaptığımızı düşünüyorum. Şanssız bir şekilde çok güçlü rakiplerle peş peşe oynadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84 takım içinde ilk 6 içinde yer aldık diye avunmaktan başka bir şey kalmadı elimizde. Turnuvayı gerçekten kazanmak istemiştik. Üzüldük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka noktaya da ben bireysel olarak bir miktar üzüldüm. 3 takımlı bir grupta olduğumuzdan ve konferans finallerinden öteye gidemediğimizden dolayı 6 maç sonunda turnuva bizim takımımız için bitti. Toplam 82 sayı atmışım. Sayı kralı 9 maç sonunda 94 sayı atan bir arkadaşın oldu. Bence sayı krallığı ortalama üzerinden hesaplanmalı. Elbette belirli bir maç sayısı barajını aşmış olmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Spormax sitesinde gönlümü almak için &lt;a href="http://www.spormax.com/spormax/spormaxFace/face1/Bolum.asp?icerikID=987&amp;amp;kategoriID=24&amp;amp;bolumID=6"&gt;bir yazı çıkmış&lt;/a&gt;. :-) Yazı hoşuma gitse de sayı sıralamasında sonuncu olup şampiyon olmayı tercih ederim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Winning is the only thing!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu tip turnuvalara katılan insanlar neden bu kadar sert oynar sorusuna başka bir yazıda cevap bulmaya çalışacağım.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-5559186542834515415?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/5559186542834515415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=5559186542834515415' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5559186542834515415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5559186542834515415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/12/winning-is-only-thing.html' title='Winning is the only thing!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-8797741819242001967</id><published>2007-12-02T03:07:00.000+02:00</published><updated>2007-12-02T03:19:22.126+02:00</updated><title type='text'>Amsterdam bisiklet kültürü</title><content type='html'>Amsterdam'da çalışmakta olan sevgili arkadaşım Gençer ile 'Amsterdam ve bisiklet kültürü' üzerine güzel bir sohbetimiz oldu. Avrupa'nın bisiklet başkenti boşuna demiyorlarmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam'da bisiklete binerken nelere dikkat etmek gerektiğini anlatan &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=qk6YxhKH590"&gt;bir video&lt;/a&gt; ve San Francisco ile Amsterdam bisiklet  karşılaştıran hoş &lt;a href="http://www.ski-epic.com/amsterdam_bicycles/"&gt;bir sayfa&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ski-epic.com/amsterdam_bicycles/ps6s_amsterdam_bicycle_cell.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.ski-epic.com/amsterdam_bicycles/ps6s_amsterdam_bicycle_cell.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ski-epic.com/amsterdam_bicycles/pr3s_amsterdam_bicycle_many.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.ski-epic.com/amsterdam_bicycles/pr3s_amsterdam_bicycle_many.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=TjNNDPXVvT0&amp;amp;eurl=http://www.nieuwsuitamsterdam.nl/English/2007/11/mac_bike.htm"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-8797741819242001967?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/8797741819242001967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=8797741819242001967' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8797741819242001967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8797741819242001967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/12/amsterdam-bisiklet-kltr.html' title='Amsterdam bisiklet kültürü'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-1000254254280271966</id><published>2007-10-29T23:21:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T22:38:48.498+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doodle'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google'/><title type='text'>Google Bize Logo Yapmış!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RyZROOcEHdI/AAAAAAAAADU/Nrz1N0WvnoU/s1600-h/29EkimDoodle.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126874530643713490" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RyZROOcEHdI/AAAAAAAAADU/Nrz1N0WvnoU/s320/29EkimDoodle.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen yıl başlatılan &lt;a href="http://www.google.com.tr/search?hl=tr&amp;amp;q=Google+bize+logo+yapsana&amp;amp;meta="&gt;Google Bize Logo Yapsana&lt;/a&gt; projesini Google duymuş ve 29 Ekim için çok güzel bir &lt;a href="http://www.zargan.com/sozluk.asp?Sozcuk=doodle"&gt;doodle&lt;/a&gt; hazırlamış. PR konusunda oldukça başarılılar bence.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5126873607225744834" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RyZQYecEHcI/AAAAAAAAADM/WO8_ToYTn6U/s320/29EkimGoogle.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Güncelleme:&lt;/span&gt; Sadık okuyucum &lt;a href="http://dincerm.blogspot.com/"&gt;Dinçer&lt;/a&gt;'in yorumu üzerine araştırınca Google'ın &lt;a href="http://news.softpedia.com/news/Google-039-s-Present-For-The-Turkish-Users-52879.shtml"&gt;daha&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.yenisafak.com.tr/bilisim/?t=05.10.2007&amp;amp;c=10&amp;amp;i=41844"&gt;önce&lt;/a&gt; de Türkiye için özel logo hazırladığını öğrendim. Gereksiz panik yapmışım. :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-1000254254280271966?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/1000254254280271966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=1000254254280271966' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/1000254254280271966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/1000254254280271966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/10/google-bize-logo-yapm.html' title='Google Bize Logo Yapmış!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RyZROOcEHdI/AAAAAAAAADU/Nrz1N0WvnoU/s72-c/29EkimDoodle.gif' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-5581933002581543782</id><published>2007-10-09T08:37:00.001+03:00</published><updated>2007-10-09T08:44:05.660+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='microsoft'/><title type='text'>Şifreniz en az 18770 karakter uzunluğunda olmalı ve son 30689 şifrenizden biri olmamalıdır!</title><content type='html'>Başlıktan Türkiye'deki &lt;a href="http://tuncay.blogspot.com/2005/12/internet-bankacl.html"&gt;güvenli İnternet bankacılığı uygulamalarından&lt;/a&gt; biri akla geliyor değil mi? Ancak öyle değil. İlginç bir &lt;a href="http://support.microsoft.com/kb/q276304/"&gt;Microsoft hatası&lt;/a&gt;. Orjinal mesaj şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Error Message: Your Password Must Be at Least 18770 Characters and Cannot Repeat Any of Your Previous 30689 Passwords.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an gerçek olduğunu düşünsek.. En az 18770 karakter uzunluğunda bir şifre! Doğru yazıp girme olasılığı ne olurdu acaba? Ya da, yazıp yazıp tam Enter'e bastığınızda Caps Lock açıksa!? Son 3 ya da 5 şifre ile aynı olmamasına zor tahammül ediyorum ya 30000! Kabus gibi!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-5581933002581543782?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/5581933002581543782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=5581933002581543782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5581933002581543782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5581933002581543782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/10/ifreniz-en-az-18770-karakter-uzunluunda.html' title='Şifreniz en az 18770 karakter uzunluğunda olmalı ve son 30689 şifrenizden biri olmamalıdır!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-5231585505255977335</id><published>2007-10-09T08:18:00.000+03:00</published><updated>2007-10-09T08:32:57.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tdk'/><title type='text'>Anne, büyüyünce `yazılım yıkamacı' olacağım!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/"&gt;Türk Dil Kurumu&lt;/a&gt;'nun "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFAC54D5579D78A331"&gt;Dağarcığınıza her gün iki söz&lt;/a&gt;" isimli servisine üyeyim bir süredir. Her gün olmasa da arada sırada ilginç kelimeler, pardon sözler e-posta ile geliyor. Gelen iki sözden bir tanesi Türkçe bir sözün anlamı olurken diğeri de dilimizde sıkça kullanılan yabancı bir kelimenin Türkçe anlamı ve yerine önerilen söz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar her şey normal, güzel. Fakat bu sabah gönderilen dilimizde sıkça kullanılan yabancı kelime biraz tanıdık geldi; `developer'. Anlamı ise hiç tanıdık gelmedi! Buyrun burdan yakın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;developer&lt;/b&gt; : İngilizce developer sözü "Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti." anlamına gelmektedir. Bu söz yerine kullanılmak üzere &lt;b&gt;yıkamaç&lt;/b&gt; karşılığı önerilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ne iş yaptığımı soran olursa `Yazılım yıkamacıyım' diyeceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-5231585505255977335?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/5231585505255977335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=5231585505255977335' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5231585505255977335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5231585505255977335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/10/anne-byynce-ykama-olacam.html' title='Anne, büyüyünce `yazılım yıkamacı&apos; olacağım!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-6000285014314180342</id><published>2007-10-08T01:34:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T01:37:56.889+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>"Ne zaman adam oluruz?"</title><content type='html'>Sevdiğim bir arkadaşım Fatih Altaylı'nın yakın zamanda çıkmış &lt;a title="bir yazısını" href="http://www.haber5.com/artikel.php?artikel_id=3047" id="o:ud"&gt;bir yazısını&lt;/a&gt;  göndermiş. Özetle yazıda, bugüne kadar ülkemizin çıkarlarını sonuna kadar savunmuş (!) köşe yazarlarımızdan olan Fatih Altaylı, Aydın Doğan'ın AKP'den istediğini kopardığını bu yüzden rejim tehlikesi ("Malezya olur muyuz?" gibi) yazı ve haberlerin artık son bulacağını iddia etmiş. Yazdıklarının doğru olması ihtimali yüksek. Fakat aynı Fatih Altaylı'nın yıllar önce &lt;a title="Aydın Doğan'a düzdüğü methiyelere" href="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/01/05/394486.asp" id="auf2"&gt;Aydın Doğan'a düzdüğü methiyelere&lt;/a&gt; ne demek gerekiyor?&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba kendisi değişmiş midir? Gelişmiş midir? Yoksa başbakanımız gibi gelişerek mi değişmiştir?&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Altaylı "ne zaman adam olur"? Hiçbir zaman.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-6000285014314180342?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/6000285014314180342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=6000285014314180342' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/6000285014314180342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/6000285014314180342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/10/sevdiim-bir-arkadam-fatih-altaylnn-yakn.html' title='&quot;Ne zaman adam oluruz?&quot;'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-1092352900728314521</id><published>2007-09-18T11:20:00.000+03:00</published><updated>2007-09-18T12:46:21.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google'/><title type='text'>Google 411 Servisi</title><content type='html'>Sanırım Google'a yetişmek biraz zor olacak. Başarılı bir &lt;a href="http://www.google.com/goog411"&gt;çalışma daha&lt;/a&gt;. Google projelerinin tanıtımında projede yer alan mühendislerin olması da ayrı bir güzellik. Çalışanların Google'a olan bağlılığını da arttıyor olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="353"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/cN0q8SvlQAk"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/cN0q8SvlQAk" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="353"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-1092352900728314521?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/1092352900728314521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=1092352900728314521' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/1092352900728314521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/1092352900728314521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/09/google-411-servisi.html' title='Google 411 Servisi'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-3300697137119214469</id><published>2007-08-17T14:49:00.000+03:00</published><updated>2007-08-17T14:50:17.187+03:00</updated><title type='text'>İnek deyip geçmeyin</title><content type='html'>Birlikten kuvvet doğar lafına &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=LU8DDYz68kM"&gt;en güzel örnek&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-3300697137119214469?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/3300697137119214469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=3300697137119214469' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3300697137119214469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3300697137119214469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/08/inek-deyip-gemeyin.html' title='İnek deyip geçmeyin'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-8750453460071663272</id><published>2007-05-25T00:13:00.000+03:00</published><updated>2007-05-25T00:25:43.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nobel'/><title type='text'>Vee.. 1939 Nobel Barış Ödülü adayı</title><content type='html'>Adolf Hitler'den daha garip bir Nobel Barış Ödülü adayı olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir dakika! Adolf Hitler mi!? Evet.. Yanlış okumadınız. Karşınızda &lt;a href="http://nobelprize.org/nomination/peace/nomination.php?action=show&amp;amp;showid=2609"&gt;1939 Nobel Barış Ödülü adayı Adolf Hitler&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-8750453460071663272?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/8750453460071663272/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=8750453460071663272' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8750453460071663272'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/8750453460071663272'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/05/vee-1939-nobel-bar-dl-aday.html' title='Vee.. 1939 Nobel Barış Ödülü adayı'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-4863409394464958885</id><published>2007-03-27T05:32:00.000+03:00</published><updated>2007-03-27T05:52:07.647+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>Ve Kadınlar</title><content type='html'>Yıllar önce bir TV reklamında duymuştum bu şiiri. Daha çocuktum o zamanlar. Reklam Nazım Hikmet'in şiirlerinin seslendirildiği bir kaset ile ilgiliydi, ya da ona benzer bir şey işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesi çok iyi olan birisi seslendirmişti şiirleri. Bu şiirin bu kadar zaman aklımda kalmasının sebebi seslendirenin sesi ve vurguları olsa gerek. "Soframızda yeri öküzden sonra gelen..." şeklinde kalmış benim aklımda. Daha önce aramış fakat bulamamıştım, Türkçe sondan eklemeli dillerden ne yapalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ve Kadınlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kadınlar,&lt;br /&gt;Bizim kadınlarımız:&lt;br /&gt;Korkunç ve mübarek elleri,&lt;br /&gt;İnce, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle&lt;br /&gt;Anamız, avradımız, yarimiz&lt;br /&gt;Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen&lt;br /&gt;Ve soframızdaki yeri&lt;br /&gt;Öküzümüzden sonra gelen&lt;br /&gt;Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız&lt;br /&gt;Ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki&lt;br /&gt;Ve karasabana koşulan&lt;br /&gt;Ve ağıllarda&lt;br /&gt;Işıltısında yere saplı bıçakların&lt;br /&gt;Oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan&lt;br /&gt;Kadınlar,&lt;br /&gt;Bizim kadınlarımız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazım Hikmet Ran&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-4863409394464958885?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/4863409394464958885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=4863409394464958885' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4863409394464958885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4863409394464958885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/ve-kadnlar.html' title='Ve Kadınlar'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-5886566098047047855</id><published>2007-03-18T15:29:00.000+02:00</published><updated>2007-03-18T17:52:33.033+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><title type='text'>Eksi 300</title><content type='html'>Cumartesi gecesi, doktorun verdiği 5 günlük istirahat süresi doldu. Ben de evde yatarak geçen 5 uzun günün sonunda balkabağına dönüşmeyeyim diye büyük reklamı yapılan 300 (Spartalı) denen filme gideyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden başlayacağımı bilemiyorum doğrusu. Kısacık bir özet isterseniz; sinemaya boşuna para vermeyin! Evde DVD'den izleyin. Hatta bir yerlerden DivX bulun, DVD'ye de para vermeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film konusunu &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0401792/"&gt;Sin City&lt;/a&gt;'nin de yaratıcısı olan &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Frank_Miller_%28comics%29"&gt;Frank Miller&lt;/a&gt;'ın aynı isimdeki çizgi romanından alıyor. M.Ö. 480 yılında Pers ordusu Yunanistan'a saldırır. Yunan ordusunun savaşa  hazırlanabilmesi için 300 Spartalı Termofil adındaki bir geçitte &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Thermopylae_sava%C5%9F%C4%B1"&gt;çetin bir direniş&lt;/a&gt; gösterir. Sayıca Pers ordusundan çok az olmalarına rağmen Yunan ordusuna ihtiyaç duydukları hazırlık vaktini kazandırmayı başarırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Pers ordusunun sayısı tam bir muamma. Tarih her zaman kazanan tarafı destekleyip kahramanlığını abarttığı için kesine yakın değerler bile yok. Mesela Heredot 5 milyona kadar abartmış. Ama mantıklı sayının 250 bin civarında olduğu kabul ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar filmin dayandığı tarihsel olaydan bahsettik. Şimdi gelelim 7. sanatın uygulanışına. Çekim ve görsellikten bahsedersek.. Sin City'deki gibi bir çizgi roman havası yakalanmış, itirazım yok, alışılageldik çekim tekniklerinden farklı olduğu kesin. Ancak ilk değil. Bildiğim kadarıyla Sin City ilk bu konuda. Neredeyse tamamı dövüşle geçiyor ve çok etkileyici kareografi yok. Matrix'de yepyeni çekim teknikleri (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bullet_time"&gt;bullet-time&lt;/a&gt; gibi) vardı. 300'de ise gereğinden çok fazla slow-motion çekim var, o kadar. "Görsel bir şölen" beklemeyin! Hepsi gördüğümüz, bildiğimiz şeyler. Bu film ise sadece yavan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Karakter gelişimi" yok denecek kadar az. Zaten tanınacak karakter yok gibi. Sparta'lıların ne kadar savaşçı bir kavim olduğunu öğreniyoruz. Kral Leonidas'ın ne kadar yürekli olduğunu, geride karısını ve oğlunu bırakarak ölüme koşarak gidişini vs. gibi Hollywood filmlerinden alıştığımız, artık bıktıran sahnelerle dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollywood filmi olacakta içinde seks olmayacak!? Peh.. Tamamen gereksiz, anlamsız, saçma bir şekilde Leonidas ve eşinin sevişmesine tanık oluyoruz. Konunun gelişimine katkısı tartışılmaz! Burdan anlıyoruz ki Sparta'lıların kondisyonu o kadar iyi ki savaştan bir gün önce de sevişebilirler! Bir de Leonidas'ın ay ışığında güneşlenirken! poposunu gördüğümüz bir sahne var ki bu sahne olmasa inanın bir çok soru işareti ile ayrılırdık filmden. Yazın Yunan adalarına tatile giden Leonidas mayo izinin belli olmaması için (malum savaşırken don sağa sola kayar, iz belli olur) ay ışığında banyo ederek bu izi gizlemeye çalışıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzik.. Bazı savaş sahnelerinde (zaten nerdeyse tamamı savaş sahnesi ya, neyse) metal müzik olması bence sadece komik! Efsanevi bir film çekiyorsanız bence yine efsanevi müzik olmalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsanevi filmlerde abartmaların olmasına itirazım yok. Örneğin Truva'da Aşil'in yenilmez bir savaşçı olması, Malkoçoğlu'nu aratmayacak savaş becerisi olmasına itirazım yok. Zaten konu o! Bu filmde de 300 savaşçının abartı bir güçle savaşabilmesi, devasa fillerin ve gergedanların itilerek denize dökülmesine de itirazım yok. Ancak Pers ordusunun bu kadar eşcinsel, korkak, aptal gösterilmesi? Pers Kralı Zerhas'ın 3 metre boyu? Elçilerin, kralın suratlarında yer bırakmamacasına piercing yapmaları? Bunlar nedir yahu? Etik açıdan bakınca da İran'ın tepkisi bence normal. Benzer bir filmde Fatih Sultan Mehmet de farklı gösterilse Türkiye'nin tepkisi ne olur acaba? Herkesin kutsalı, atası farklıdır. Saygılı olmak gerekir. Zerhas da İran'ın eski hükümdarlarından biri sonuçta. Zerhas'ın Leonidas'a omuz masajı yaptığı bir sahne var ki sadece gülünç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyaloglara gelirsek son derece ucuz.. "Teslim olmak yok! Geri dönmek yok! Özgürlük!" diye haykırılan sahneler izleyiciyi filmin atmosferine sokmak yerine anında filmden soğutuyor insanı. Leonidas'ın askerlerini motive etmek için yaptığı konuşmalar, eşinin konseyde destek güç göndermek adına yaptığı konuşmalar.. Nerde Cesur Yürek, nerde Gladyatör! Sanırım Hollywood'da bir yerde "tarihi film çekme el kitabı" var fakat bu filmin dangalak yönetmeni kitabın adını duymamış veya okumamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetlemek gerekirse bu filmi Gladyatör ya da Cesur Yürek ile karşılaştırmak bile saçma olur. Son derece klişe, yüzeysel bir savaş filmi. Amerika'da çok beğenilmesi ise bir şey ifade etmiyor bence. Örümcek Adam da bir numara olabiliyor. 25 yaş altı, bilgisayar oyunlarında sürekli FPS (First Person Shooter, Doom gibi mesela) oynayan, kan görmeyi çok seven gençler beğenebilirler. Bir de eşcinseller ve kadınlar beğenebilirler. 300 tane kıçlarında sadece don olan, kaslı genç erkek film boyunca izlenebiliyor. Savaşta koruyucu elbiseleri korkaklar giyer, orası Sparta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filme 10 üzerinden 2 verdim, Galleria'nın sinama salonuna ise 9!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-5886566098047047855?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/5886566098047047855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=5886566098047047855' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5886566098047047855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5886566098047047855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/eksi-300.html' title='Eksi 300'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-9193001949982840350</id><published>2007-03-16T18:17:00.000+02:00</published><updated>2008-12-10T22:38:49.587+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Cevdet Bey ve Oğulları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RfrHjznLJxI/AAAAAAAAAB8/pB2pca9xJNE/s1600-h/cevdet-bey-ve-ogullari.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RfrHjznLJxI/AAAAAAAAAB8/pB2pca9xJNE/s320/cevdet-bey-ve-ogullari.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042562150758557458" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir süre önce okuduğum bir &lt;a href="http://www.orhanpamuk.net/"&gt;Orhan Pamuk&lt;/a&gt; romanı. Roman, Nişantaşı'nda oturan bir ailenin üç kuşaklık serüvenini anlatıyor ve üç bölümden oluşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci bölümde Cevdet Bey'i, ağabeyini, ağabeyinin oğlu Ziya'yı ve eşi Nigân Hanım'ı tanıyoruz. Zaman henüz 1900'lü yılların başı. Tamamı gayrı müslimlerin elinde olan Eminönü ticareti içinde tek müslüman olarak yükselmeye çalışan Cevdet Bey'i tanıyoruz bu bölümde. Hayatla ilgili, dönemin siyasi durumu ile ilgili fazla bilgisi yoktur Cevdet Bey'in. İlgisi de yoktur zaten. Ona göre bu konuları hiç "kurcalamamak "gerekir. Hayattaki en büyük arzusu bir paşa kızıyla evlenmek ve "saat gibi düzenli", huzurlu, çocukların, torunların bir arada yaşadığı bir konakta hayatının geri kalanını geçirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bölüm Cevdet Bey'in büyük oğlu Osman, küçük oğlu Refik, kızı Ayşe ve onların arkadaşları arasında yaşananları işliyor. Kitabın en büyük bölümü. Özellikle Refik ve Refik'in mühendislik mektebinden arkadaşları Muhittin ve Ömer'in başından geçenler işleniyor. 1930'lu yıllar. Üçü de okuldan yeni mezun olmuştur. Ömer ailesini kaybettikten sonra bir süre İngiltere'de eğitime devam etmiş ve Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmış kendini toparlamaya çalışan Türkiye'de kendisine daha fazla fırsat olduğunu düşünerek geri dönmüştür. Refik okuldan sonra babasının yanında çalışmaya başlamış ve hemen evlenmiştir. Muhittin ise Ömer ile Refik'in aksine dar gelirli bir ailedendir ve hemen çalışmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü bölümde ise sıra artık torunlardadır. 1970 yılında bir gün ile üçüncü kuşak işleniyor. Bu bölüm de birinci bölüm gibi fazla yer tutmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci bölümde Refik, Ömer ve Muhittin üçlüsünün başından geçenler ve düşünceleri romanın özünü oluşturuyor bence. Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmış, henüz yaralarını saran ve belini doğrultmaya çalışan bir toplum içindeki farklı sınıflardan üç kişinin durumunu zamanına ve yerine göre değerlendirmek kolay olmasa gerek. Orhan Pamuk bu romanı yazmaya başladığında sadece 22 yaşındaymış ve 4 yıl sürmüş. Tam da resimden vazgeçip romana yöneldiği zamana denk geliyor. İlk romanı. 22-26 yaşları arasında, yani bence insanın henüz toy olduğu bir zamanda böylesine bir romanı yazabilmek bence müthiş bir şey. 600 küsur sayfalık kitapta hatırı sayılır bir tarih bilgisi de mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sayfalarca tasvir değil, olaylar ve düşüncelerle ilgileniyorsanız (benim gibi) bence Orhan Pamuk iyi bir seçimdir. Sürükleyici ve etkileyici bir roman olarak kesinlikle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethi Naci arka kapakta "... hiç duraksamadan en beğendiğim yirmi Türk romanı arasına alırım" demiş ki ben de katılıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-9193001949982840350?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/9193001949982840350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=9193001949982840350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/9193001949982840350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/9193001949982840350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/cevdet-bey-ve-oullar.html' title='Cevdet Bey ve Oğulları'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_cytpfveGP_E/RfrHjznLJxI/AAAAAAAAAB8/pB2pca9xJNE/s72-c/cevdet-bey-ve-ogullari.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-4709916164679435943</id><published>2007-03-16T01:14:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T01:30:48.259+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>oooh, yeah you're just about my everything</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=yRb_goz10b4"&gt;Motorola KRZR reklamında&lt;/a&gt; kullandığı müzik uzun zamandır hoşuma gidiyordu. Özellikle söyleyen kadının sesi çok sıcak, çok hoş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YouTube'daki yorumlardan grubu bulunca reklam parçasının promosyon süresince Internetten bedava &lt;a href="http://www.fanaticpromotion.com/ecards/theicicles/the_icicles-sugar_sweet.mp3"&gt;indirilebildiğini&lt;/a&gt; buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözlerini de buraya kopyaladım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://www.fanaticpromotion.com/ecards/theicicles/the_icicles-sugar_sweet.mp3"&gt;The Icicles - Sugar Sweet&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oh baby you're sugar sweet&lt;br /&gt;and you're loving knocks me off my feet&lt;br /&gt;baby, you know that it's true&lt;br /&gt;i can see it when i look at you&lt;br /&gt;oooh, yeah you're just about my everything&lt;br /&gt;oooh, yeah you're just about my everything&lt;br /&gt;you make me heart pitter patter&lt;br /&gt;this kind of loving makes nothing else matter&lt;br /&gt;baby don't you ever leave cause&lt;br /&gt;everything's cool when you are here with me&lt;br /&gt;oh babe you make my eyes light up&lt;br /&gt;and you're loving is just enough&lt;br /&gt;baby, you know that it's true&lt;br /&gt;nothing matters when i'm here with you&lt;br /&gt;oh babe you make my world spin&lt;br /&gt;and you're loving is where it begins&lt;br /&gt;oh how i need you so&lt;br /&gt;you can bet, i'll never let you go&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Bu arada "icicle" sarkıt/dikit ya da ona benzer bir şey demek. Buzdan yani. Bence solistin sesi ile çelişkili olmuş..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-4709916164679435943?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/4709916164679435943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=4709916164679435943' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4709916164679435943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4709916164679435943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/oooh-yeah-youre-just-about-my.html' title='oooh, yeah you&apos;re just about my everything'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-3486129483832496160</id><published>2007-03-15T01:42:00.000+02:00</published><updated>2007-03-15T03:04:13.469+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><title type='text'>Taraf Tutmak ya da Taking Sides</title><content type='html'>Bu gece yine CNBC-E kanalında iyi bir film vardı. Bu sefer Ustalara Saygı Kuşağı'nda István Szabó imzalı &lt;a href="http://imdb.com/title/tt0260414/"&gt;Taking Sides&lt;/a&gt; (Türkçe'ye Taraf Tutmak olarak çevrilmiş, bence uygun) isimli filmi izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;a href="http://imdb.com/name/nm0843640/"&gt;István Szabó&lt;/a&gt; kim?" derseniz ben de bilmiyorum. Ustalara Saygı Kuşağı'nda filmi yayınlandığına göre usta olsak gerek :-) IMDB'den bakınca 60'lı yıllardan bu yana 34 filme imza atmış, Macaristan asıllı Oscar alan (1981 Mephisto) tek yönetmen olduğunu anlıyoruz. Biyografisi ile ilgili ilginç bir nokta 1956 yılında Macar komünist hükümeti için ajanlık yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Dünya Savaşı sayısız filme konu olmuştur. Açıkçası ben de 2. Dünya Savaşı konulu filmlerden sıkıldım. Ancak bu film farklı. Filmin konusuna gelince... Savaş bittikten ve Almanlar'ın yenilgisi kesinleştikten sonra, galip ülkelerin askeri güçleri Almanya'da düzenin tekrar sağlanması, savaş suçlularının cezalandırılması ve tabii ki küllerin içinde kalan ganimetleri paylaşmak için Almanya'dadır. Nazi Partisi'ne üye kim var kim yoksa galip güçler sorguya çekmekte ve acımadan cezalandırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Furtwangler"&gt;Wilhelm Furtwangler&lt;/a&gt; isimli bir orkestra şefi savaş başladığında ülkesini terk etmemiş, Almanya'da kalmış, Berlin Filarmoni Orkestrasında şeflik (İngilizce'si conductor oluyormuş, bunu da filmden öğreniyoruz) yapacak kadar yükselmiştir. Hitler ve Nazi iktidarının diğer iki önemli lideri &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Joseph_Goebbels"&gt;Joseph Goebbels&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Hermann_G%C3%B6ring"&gt;Hermann Göring&lt;/a&gt; ile olan yakın ilişkileri ve toplum içindeki saygınlığı nedeniyle acımasız bir şekilde cezalandırılmak istenir. Soruşturmayı yürütme görevi Amerikalı bir binbaşıya (Harvey Keitel) verilir. Binbaşıya göre Furtwangler zaten suçludur. Çünkü Nazi'lerden hediye parlak bir kariyere kavuşmuştur. Soruşturmanın amacı da onu cezalandıracak kanıtları toplamaktan ibarettir. Furtwangler ise savaş sırasında bir çok Yahudi'yi kurtarmıştır ve başarısı, yani parlak kariyeri, kendi yeteneğinden kaynaklanmaktadır.  Filmin ana konusunu işte bu soruşturma süreci oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle yaşanan soruşturma sürecinde geçen diyaloglar oldukça düşündürücü. Savaşı yaşayan psikoloji ile dışarıdan gelip adaleti dağıtmaya çalışan psikolojinin çarpıştığı sahnelerdeki konuşmalar etkileyici. Üzerinde durulan önemli bir konu da "sanatın politikadan ayrı olup olamayacağı".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmin de IMDB puanı 7.3 ve bence iyi bir film. Avrupa'daki film festivallerinde 9 ödül almış olması da bunun bir göstergesi bence. Bulabilirseniz izlemenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiğdem'e de Türkçe konusundaki yardımlarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim :-)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-3486129483832496160?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/3486129483832496160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=3486129483832496160' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3486129483832496160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3486129483832496160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/taraf-tutmak-ya-da-taking-sides.html' title='Taraf Tutmak ya da Taking Sides'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-2965470729601032860</id><published>2007-03-14T23:53:00.000+02:00</published><updated>2007-03-15T00:57:35.598+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türkçe'/><title type='text'>"Tüylü top"</title><content type='html'>Bir süre önce TDK'nin &lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFAC54D5579D78A331"&gt;Dağarcığınıza Her Gün İki Söz&lt;/a&gt; denen servisine üye oldum. Her gün güzel Türkçe'mizde yer alan bir kelimenin anlamı ve yabancı dillerden dilimize geçmiş bir kelimeye uygun Türkçe karşılık önerisi e-posta olarak geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe kelimelere itirazım yok fakat &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yabancı Kelimelere Karşılıklar&lt;/span&gt; altında gelenler bazen iyice saçmalık olabiliyor. Bu postun da konusunu oluşturan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tüylü top&lt;/span&gt; yabancı bir kelimeye TDK'nin önerdiği bir karşılıkmış!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklınıza gelmediyse yardımcı olayım; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Badminton"&gt;badminton.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynen aktarıyorum:&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-weight: bold;"&gt;bedminton : &lt;/span&gt;&lt;script&gt;&lt;!-- D(["mb","\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;layout-grid-mode:line\"\&gt;İngilizce kökenli\n  \u003ci\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-style:italic\"\&gt;(badminton)\u003c/span\&gt;\u003c/i\&gt;\u003cb\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-weight:bold\"\&gt; \u003c/span\&gt;\u003c/b\&gt;bu spor terimi &amp;quot;İki kişi veya\n  ikişer kişilik iki takım arasında oynanan, özel olarak yapılmış bir topu ağın\n  üzerinden aşırmak temeline dayalı oyun.&amp;quot; anlamındadır. Kurumumuz bu söz\n  için \u003cb\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-weight:bold\"\&gt;tüylü top \u003c/span\&gt;\u003c/b\&gt;karşılığını önermektedir.\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003cstrong\&gt;\u003cb\&gt;\u003cfont face\u003d\"Times New Roman\"\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003c/strong\&gt;\u003c/p\&gt;\n  \u003c/td\&gt;\n \u003c/tr\&gt;\n \u003ctr\&gt;\n  \u003ctd width\u003d\"614\" valign\u003d\"top\" style\u003d\"width:460.6pt;border:solid windowtext 1.0pt;border-top:none;padding:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;border-color:-moz-use-text-color windowtext windowtext\"\&gt;\n  \u003cp align\u003d\"center\" style\u003d\"margin-right:0cm;margin-bottom:6.0pt;margin-left:0cm;text-align:center;text-indent:35.45pt\"\&gt;\u003cb\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\" color\u003d\"red\" face\u003d\"Times New Roman\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;color:red;font-weight:bold\"\&gt;Türk Dil Kurumu Elektronik Posta Hizmeti\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt\"\&gt;\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/p\&gt;\n  \u003cp style\u003d\"margin-right:0cm;margin-bottom:6.0pt;margin-left:0cm;text-align:justify;text-indent:35.45pt\"\&gt;\u003cb\&gt;\u003ci\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\" color\u003d\"black\" face\u003d\"Times New Roman\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;color:black;font-weight:bold;font-style:italic\"\&gt;Türkçe Sözlük\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/i\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cb\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\" color\u003d\"black\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;color:black;font-weight:bold\"\&gt;&amp;#39;ten anlamını öğrenmek istediğiniz sözleri ve Türkçe karşılığını\n  öğrenmek istediğiniz yabancı sözleri Bilgi Edinme Hakkı bölümündeki\n  etkileşimli belgeyi kullanarak\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cb\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\" color\u003d\"#333333\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;color:#333333;font-weight:bold\"\&gt;\n  \u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cb\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\" color\u003d\"black\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt;color:black;font-weight:bold\"\&gt;bildirebilirsiniz.\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/b\&gt;\u003cfont size\u003d\"2\"\&gt;\u003cspan style\u003d\"font-size:11.0pt\"\&gt;\u003c/span\&gt;\u003c/font\&gt;\u003c/p\&gt;\n  \u003cp style\u003d\"margin-right:0cm;margin-bottom:6.0pt;margin-left:0cm;text-align:justify;text-indent:35.45pt\"\&gt;",1] );  //--&gt;&lt;/script&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 11pt;"&gt;İngilizce kökenli   &lt;i&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(badminton)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;bu spor terimi "İki kişi veya   ikişer kişilik iki takım arasında oynanan, özel olarak yapılmış bir topu ağın   üzerinden aşırmak temeline dayalı oyun." anlamındadır. Kurumumuz bu söz   için &lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tüylü top &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;karşılığını önermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-2965470729601032860?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/2965470729601032860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=2965470729601032860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/2965470729601032860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/2965470729601032860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/tyl-top.html' title='&quot;Tüylü top&quot;'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-3019615592293871479</id><published>2007-03-13T15:48:00.000+02:00</published><updated>2007-03-13T16:39:36.001+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><title type='text'>5 günlük rapor</title><content type='html'>Dün gece ayağım iyiden iyiye morardı ve içerde kanama olduğunu belirten izler de çıkmaya başlayınca bugün doktora gitmeye karar verdim. &lt;a href="http://www2.blogger.com/www.jfkhastanesi.com"&gt;JFK hastanesi&lt;/a&gt; eve yakın olduğu için bir ortopedistten randevu aldık. Aslında sporcu doktorlarına gitmek lazım bence ama iyisini nerden bulacaksın, kime soracaksın, birinin dediği diğerinin dediğini tutmuyor vs. Sanırım bir yerlerde okumuştum uzun zaman önce. Türkiye'de adamın evinin önüne bin yataklı, tam teşekküllü bir hastane açsan adam yine bir arkadaşını arayıp tanıdık doktor bulmaya çalışır. Bendeki de aynı hesap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12:30 için ancak randevu almış Elif. 12:25 gibi beklemeye başladık. Aslında ben alıştım hastanelerin doğu kültürüne has düzensiz işleyişine ama Elif alışamadı. İlle vaktinde gidecek. Ben beklemeye dayanamıyorum ama zaten yürüyemiyorum doğru dürüst! "Bir de Elif'i kızdırmanın ne alemi var!" deyip paşa paşa bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda teşrif etti doktorumuz. Çok daha fazla beklemelere alışkın olduğumuz için 20 dakika su gibi geçti. Ayağımın orasını burasını iyice bastırarak ezdi doktor efendi. "Çok bastırıyorsunuz" deyince de "Çok bastırmıyorum, sizin ayağınız çok ödem yapmış" dedi, beni delirtti! "Acıyor ulan eşşek!" diyemedim tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bilindik tedaviler, yine bilindik önerileri dinledik sonra. Her zamanki gibi &lt;a href="http://www.google.com/search?num=50&amp;hl=en&amp;amp;q=rest+ice+compression+elevation&amp;btnG=Search"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;R.I.C.E&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; tedavisi. RICE; Rest, Ice, Compression ve Elevation kelimelerinden türemiş. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rest&lt;/span&gt; anlamından da anlaşılacağı üzere istirahat, mecbur olmadıkça yürümeyeceksin bile. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ice&lt;/span&gt; travma olan yere düzenli aralıklarla buz koymak demek. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Compression&lt;/span&gt; ile travma olan yerde ödem oluşmasını engellemek ve mevcut ödemi azaltmak için sargı ile sarıp sıkıyorsun veya özel &lt;a href="http://www.akademiortopedi.net/index.php?module=ayakbilekleri"&gt;ortopedik malzemeler var&lt;/a&gt;. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elevation&lt;/span&gt; ise travma olan yerin kalp seviyesinden yukarıya kaldırılması ve dolayısı ile ödem oluşmasını engellemek için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağım fazlaca morardığı için doktor "Bağlarda ciddi zedelenme var ve ayak hiç dinlenmemiş" dedi. İş yerinde de dinlenmenin mümkün olamayacağını, 5 gün evde yatarak, ayağın da en az 3 yastık ile yükseltilerek dinlendirilmesinin en uygun tedavi olacağını söyledi. Bir sürü işim var aslında ve evde yatarak sıkıntıdan öleceğimden de eminim ama başa gelen çekilir deyip raporu aldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora gitmeden önce RICE tedavisinin C bacağı için Internet'te ayak bilekliği aramış ancak muvaffak olamamıştım.  Sağolsun doktor iki ortopedi malzemesi satan yerin adresini verdi ve almam gereken &lt;a href="http://www.akademiortopedi.net/urunler/ayabilekligi/caprazbantliayakbilekligi.jpg"&gt;bilekliğin tipini&lt;/a&gt; bir katalogdan gösterdi. Bir tane de sihirli fıs fıs var yine reçetede. Ne işe yaradığına henüz bakamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlaçları aldık, bilekliği aldık ve şimdi evde bir ayaklarım göklerde yatıyorum ve bu postu yazıyorum. Bakalım tedavi nasıl ilerleyecek..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-3019615592293871479?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/3019615592293871479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=3019615592293871479' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3019615592293871479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/3019615592293871479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/5-gnlk-rapor.html' title='5 günlük rapor'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-5128697342742489739</id><published>2007-03-13T03:34:00.000+02:00</published><updated>2007-03-13T03:43:04.400+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><title type='text'>Otobüs Durağı ya da Waiting List.. O da olmazsa Lista de Espera!</title><content type='html'>Pazartesi günü ayağım kötü olduğu için şirketten erken çıktım.  Şirkette de ayağımı yukarılarda tutmak için çabalamama rağmen olmuyor işte. Neticede bir işyerinde evdeki kadar rahat olamazsın. Güzel bir yemekten sonra biraz kestireyim dedim. Kalkınca içimden çalışmak, kitap okumak, çocuklarla oynamak da gelmedi. En iyisi bir film bulayım dedim televizyonda, uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp izleyeyim dedim rahat rahat..&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;img style="height: 174px; width: 395px;" title="Otobüs Durağı" src="http://docs.google.com/File?id=df8948p8_58dxhvmv" align="middle"&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kanalları karıştırırken &lt;a title="CNBC-E" href="http://www.cnbce.com/"&gt;CNBC-E&lt;/a&gt; kanalında Dünya Sineması kuşağından güzel bir film reklamını yakaladım. Daha önce de Dünya Sineması kuşağında çok iyi filmler izlediğim için "İyidir umarım" deyip beklemeye koyuldum..&lt;br&gt;&lt;br&gt;İyi ki de beklemişim.. Uzun zamandır izlemediğim harika bir film izledim. Tarz olarak komedi kategorisine koymuşlar. Gülmekten öleceğiniz bir film değil. Ama insana sıcacık duygular uyandıran, zaman zaman kahkaha da attırabilen alabildiğine eğlenceli bir film. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Biraz konusundan bahsedeyim &lt;a title="spoiler" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=107195"&gt;spoiler&lt;/a&gt; yapmadan..&lt;br&gt;&lt;br&gt;Olay Küba'da küçücük bir otobis terminalinde geçiyor. Bir sürü insan bu duraktan bir diğerine geçmek için otobüs beklemekte. Terminalin tek otobüsü de arızalı ve kısa sürede de tamir edilebilecek gibi değil. Bu durağın da önünden bir otobüs geçiyor. Fakat bazı nedenlerden ve bekleyenler arasındaki kargaşadan dolayı bu otobüse de kimse binemiyor. Sonrasında bekleyenler otobüsü kendileri tamir etmeye karar veriyor ve izlemesi keyifli, tatlı bir süreç başlıyor.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Filmden az çok Küba'nın genelde el değmemiş, yemyeşil bir yer olduğunu çıkarabiliyoruz. Küba'lıların da bizim 80'lerden önceki, yani kapalı ekonomi olduğumuz zamanlardaki gibi, azla yetinmeyi bilen, dürüst, çıkarsız insanlar olduğunu görebiliyoruz.&lt;br&gt;&lt;br&gt;DVD'sini herhalde bulmak mümkün değildir. Ne de olsa Dünya Sineması kuşağından. Bir sürü saçma sapan Hollywood filminin yanında şaheser olarak durduğunu söyleyebilirim. IMDB puanlamasında &lt;a title="7.3 almış olması" href="http://www.imdb.com/title/tt0222150/"&gt;7.3 almış olması&lt;/a&gt; da bunu kanıtlıyor bence. Yönetmen Juan Carlos Tabio imiş. Başka filmini izlemedim henüz, reklamlarda vurgulandı, merak eden olur diye yazayım dedim. Başka filmini bulursam yine izlerim..&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-5128697342742489739?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/5128697342742489739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=5128697342742489739' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5128697342742489739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/5128697342742489739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/pazartesi-gn-ayam-kt-olduu-iin-irketten.html' title='Otobüs Durağı ya da Waiting List.. O da olmazsa Lista de Espera!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-6270064296403595376</id><published>2007-03-13T02:44:00.000+02:00</published><updated>2007-03-13T02:46:35.910+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basket'/><title type='text'>My Left Ankle</title><content type='html'>Pazar günü &lt;a href="http://www.businessleague.com/" title="Business League"&gt;Business League&lt;/a&gt;'deki 3. maçımıza çıktık. Rakip Mepaş. Maçtan hemen önce trafik kazası geçiren çok samimi bir arkadaşımın ziyaretine gittiğim için maça ancak 10 dakika kala gelebilmiştim soyunma odasına. Sonuç? İlk 5 içinde çıkamadım sahaya.&lt;br&gt; &lt;br&gt; 1. çeyreğin sonuna doğru girdim oyuna. Fena da başlamadım aslında. Uygun pozisyonlar buldum, iyi de savunma yaptık Mustafa ile. Yine presle top kaptık bir kaç tane. İkinci çeyreğin de tamamında oyundaydım. Her şey iyi gidiyordu. Devre arası soyunma odasına gittik. Yüzler gülüyor. Maçı kazanacağımız kesin gibi. Balyozu vurup farkı açalım istiyor herkes. Ben de dahil. Koç da "Aslan gibi adamsın! Dal içeri, bitir turnikeyi.. Ya faul olur ya da sayı" diyor. Haklı! Haklı olmasına haklı ama bilmiyor işte kaç defa sakatlandı zavallı sol ayak bileğim. Ne fenadır acısı!&lt;br&gt; &lt;br&gt; Sonra 3. çeyrek.. Ah!&lt;br&gt; &lt;br&gt; Henüz çeyreğin başı.. Savunmada topu kaptım ve doğru fast-break. Solda Dinçer, sağda kim var hatırlamıyorum. 3'e 2 yakalamışız savunmayı. Dinçer'in de adam üstünde sağdan gelenin de. Kim boş? Doğal olarak ben. Gireyim içeri bitireyim dedim madem ben boştayım. Aslan gibi de adamım üstelik! Birinci adım.. Hala önüm boş. İkinci adım.. Sıçrayacağım için en güçlü adım olacak, ve savunma önüme atladı. Rakibin ayağına, o zamana kadar kazandığım hız ile ve tam sıçramak üzere, yani diğer bir deyişle "olanca gücümle" bastım! Ve...&lt;br&gt; &lt;br&gt; İlk anda korkuç, dayanılmaz bir acı! "Acı öldürmez!" Öldürmez ama dayanılacak gibi değil. Bağıracağım, bağıramıyorum. Ayağım sanki ayakkabının içinde bir anda büyüdü, artık sığmıyor içine, patlayacak ayakkabı! Bizim takımdan arkadaşlar, rakip takımdan oyuncular toplanmışlar başıma. Ne dediklerini duyamıyorum. Acıdan ölmek üzereyim! Acı öldürebilirmiş dedim gerçekten! Bir ara dışardaki seslere daha duyarlı olur gibi oluyorum. Ama sonra, artık sanki yüz kilo olmuş ayağıma yeniden odaklanıyorum. Ayağım yanmaya başladı sonra. Çok sıcak! Hem genleşmiş hem de içinde kaynar sular varmış gibi.. Tam o anda ısırabileceğim bir şeyler aradım! Bağıramıyorum, bari ısırarak rahatlayayım dedim. Ama yanımda elim, kolum ve Baysın'dan başka ısıracak bir şey bulamadım!&lt;br&gt; &lt;br&gt; "Buz!" dedim, "Buz var mı?". "Şimdi geliyor" dedi birisi. Ciddi bir turnuvadayız diye düşündüm. Tabii ki buz da vardır, doktor da! Sonra sağlık görevlisi geldi. Konuşmasında ağır bir yöre şivesi var. "Ulan bu doktor filan değil!" diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ne olacaksa?! Doktor sanki hemen operasyona başlayacak, bir iki dakika sonra tık, ayağım eskisi gibi. Herhalde insan korkuyor bu durumlarda. Doktora sığınmak istiyor..&lt;br&gt; &lt;br&gt; Futbol maçlarından sık sık gördüğümüz "sihirli fıs fıs" gelen görevlinin elinde de var. Birileri yardımcı oldu da ayakkabıları güç bela, binbir sancı ile çıkardık. Sonra sihirli fıs fısı "Neresi?" diye sorup, yerini öğrendikten sonra ilgili yere sıktı görevli. O da ne?! Bir an için yayladayım, ayağımı dereye sokmuşum da rahatlıyormuşum gibi bir rahatlık. "Oh!" diyorum. Ve dememle rahatlamanın yerine eski acı, ama artık ilk andaki gibi vurucu değil. Biraz daha etkisi azalmış gibi ama artık daha fazla yerde hissediyorum.&lt;br&gt; &lt;br&gt; Derken tekerlekli sandalye geldi. Bench'e götürüldüm. Acaba hastaneye doktora mı gitsem diye düşündüm. Arkadaşlarım da sağolsunlar götürmeyi teklif ettiler. Daha önceden tecrübeli olduğum ve kırılmadığını anladığım için gerek görmedim. Bench'te de neredeyse yarım saat oturdum. Ayağımı ne şekilde koyduysam olmadı, her türlü dayanılmaz bir acı. Buz koyuyorum acıyor, kaldırıyorum acıyor.. Yukarı kaldırıyorum acı, aşağı indiriyorum acı..&lt;br&gt; &lt;br&gt; Rahatlamadı tabi. Mecit ile eve döndük. Zaman geçsin diye GS-TS maçını izledim. Ama yine ne türlü koyarsam koyayım lanet ayağı ağrıyordu. Sonra Elif'le hastaneye gittik. Ağrı kesici iğne vuruldum. Eve döndükten sonra iğnenin de etkisi ile bir süre rahat uyuyabildim..&lt;br&gt; &lt;br&gt; Şimdi ne olacak? Ne olacak! En azından 1 ay spor yok. Sonrasında artık iyice bantlamadan maça çıkarsam büyük eşşeklik etmiş olurum.&lt;br&gt; &lt;br&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-6270064296403595376?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/6270064296403595376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=6270064296403595376' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/6270064296403595376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/6270064296403595376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/pazar-gn-business-league-deki-3.html' title='My Left Ankle'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-4751964503173417690</id><published>2007-03-01T10:48:00.000+02:00</published><updated>2007-09-18T12:45:52.706+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='blog'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='google'/><title type='text'>Yeni Blogger ve Google Docs &amp; Spreadsheets ile uyum</title><content type='html'>Daha önce de &lt;a title="Google Docs &amp; Spreadsheets" href="http://docs.google.com/"&gt;Google Docs &amp;amp; Spreadsheets&lt;/a&gt;'ten post denemem olmuştu. Fakat henüz erken olduğunu düşündürecek hatalarla karşılaştım. Örneğin Türkçe karakterler berbat bir şekilde görüntülendi (muhtemelen UTF-8 desteği olmadığından)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan ısrar etmemin sebebi &lt;a title="Blogger" href="http://www.blogger.com/start"&gt;Blogger&lt;/a&gt;'ın editörünün hiç hoşuma gitmemesi. Son derece ilkel ve bence oldukça çirkin. Blog editörlerinin daha esnek ve güzel olması gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakalım bu post nasıl çıkacak deneyelim. Bir de buradan tag (Blogger'ın &lt;a title="yeni versiyonunda" href="http://www.blogger.com/beta-tour.g"&gt;yeni versiyonunda&lt;/a&gt; gelen özellik) belirleme seçeneği olsaydı çok güzel olurdu doğrusu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-4751964503173417690?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/4751964503173417690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=4751964503173417690' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4751964503173417690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/4751964503173417690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2007/03/daha-nce-de-google-docs-spreadsheets.html' title='Yeni Blogger ve Google Docs &amp; Spreadsheets ile uyum'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-114356730792583890</id><published>2006-03-28T20:10:00.000+03:00</published><updated>2006-03-28T20:35:08.036+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Visual Studio 2005 ile bazı projelerin gizlenmesi</title><content type='html'>Eclipse'i bilmeyenlere bir çift sözüm olacak.. Visual Studio'nun Eclipse'e yetişmesine daha uzuuun zaman var sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Neyse efenim. Eğer büyük bir proje üzerinde çalışıyorsanız birbirine bağlı onlarca projenin olması muhtemel. Böyle olunca Solution Explorer içinde aradığınızı bulmak oldukça zaman kaybına yol açmaya, insanın sinirlerini bozmaya başlıyor. Altta sorunu gösteren örnek bir resim var.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/1600/solex-bad.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/400/solex-bad.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Visual Studio 2005 ile bu problemi bir nebze &lt;a href="http://blogs.msdn.com/saraford/archive/2005/10/04/476929.aspx"&gt;çözebiliyormuşuz&lt;/a&gt;. Bunun için Solution Explorer üzerinde sağ tıklayarak, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;New Solution Folder&lt;/span&gt; menü elemanını seçerek yeni bir Solution Folder yaratıyoruz. Solution Folder aslında sanal bir dizin oluyor. (Fiziksel bir dizin olması için .sln dosyası düzenlenerek ayarlanabilir) Solution Folder birden fazla yaratılabiliyor. Bu sayede solution içindeki projeleri gruplayabiliriz. Gerekli Solution Folder'lar yaratıldıktan sonra projeleri drag-drop ile ilgili Solution Folder'larının içine bırakıyoruz ve artık solution içeriğine farklı bir açıdan bakmak mümkün oluyor. Aşağıda da örnek bir gruplama sonrasını görüyoruz. Gruplanmış hali bence çok daha iyi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/1600/solex-good.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/400/solex-good.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gelgelelim bunu tesadüfen buldum. VS2005 kullananların da %99'unun bildiğini sanmam. Eclipse öyle mi ama? Developer'dan developer'a ürün open source bir şekilde yapılacak ki bir şeye benzesin. Daha workspace kavramı olmayan bir araç VS2005. Ne zaman döküman merkezli yapıdan kendilerini kurtarabilecekler merak ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-114356730792583890?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/114356730792583890/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=114356730792583890' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114356730792583890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114356730792583890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2006/03/visual-studio-2005-ile-baz-projelerin.html' title='Visual Studio 2005 ile bazı projelerin gizlenmesi'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-114355014424260277</id><published>2006-03-28T15:47:00.000+03:00</published><updated>2006-03-28T15:49:04.266+03:00</updated><title type='text'>1949 yılının genç mühendislerine</title><content type='html'>1949 yılındaki mühendislik hevesi!&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/1600/1949.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2752/474/400/1949.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-114355014424260277?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/114355014424260277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=114355014424260277' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114355014424260277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114355014424260277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2006/03/1949-ylnn-gen-mhendislerine.html' title='1949 yılının genç mühendislerine'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-114348294889399211</id><published>2006-03-27T21:04:00.000+03:00</published><updated>2006-03-27T21:09:09.866+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ipod'/><title type='text'>iPodWizard</title><content type='html'>Eğer iPod'u olan şanslı kişilerden biriyseniz ve iPod'u Avrupa'dan (Türkiye'de Avrupa'nın bir parçasıdır canım) aldıysanız küçük bir haberim var. Avrupa'da satılan iPod'ların ses limitleyici gibi  (tam adını bilemiyorum) bir kilidi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında daha fazla ses çıkışı olmasına rağmen belirli bir seviyede kalıyor. &lt;a href="http://www.ipodwizard.net"&gt;iPodWizard&lt;/a&gt; isimli küçük bir program ile bu kilidi kırabiliyorsunuz. Aslında program daha çok iPod'un fontlarını, yazılarını değiştirme amacı ile kullanılsa da onlara kimin vakti var ki?! Ben denedim başarılı sonuç verdi, ymmv.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-114348294889399211?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/114348294889399211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=114348294889399211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114348294889399211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/114348294889399211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2006/03/ipodwizard.html' title='iPodWizard'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113741179220973836</id><published>2006-01-16T12:51:00.000+02:00</published><updated>2006-01-16T16:08:37.086+02:00</updated><title type='text'>Javascript</title><content type='html'>&lt;p&gt;AJAX ile ilgilenmeye başladığımdan beri bir arpa boyu yol gidemedim. Ya başka işler araya giriyor ya da nereden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum. En mantıklısı bir proje yapmak, yoksa okuyarak bir yere varılmıyor :-)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Javascript ile ilgili bazı linkler buldum, onları kaybolmasın diye buraya yazayım dedim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İlk linkimiz &lt;a href="http://www.multitask.com.au/people/dion/"&gt;dIon Gillard&lt;/a&gt;'ın blogundan &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.multitask.com.au/people/dion/archives/000345.html"&gt;Better Javascript&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; serileri. Seriler Objects, Functions, Ctors, Methods ve pek bilinmeyen prototype özelliği ile devam ediyor.&lt;/p&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Serilere link veren ve AJAX için kaynak sitelerden biri olan &lt;a href="http://ajaxian.com/"&gt;Ajaxian&lt;/a&gt;'ın &lt;a href="http://www.crockford.com/javascript/javascript.html"&gt;bir linki&lt;/a&gt; de Javascript'in dünyanın en yanlış anlaşılan programlama dili olduğunu söylüyor. Hemen her dediğine katılıyorum. Bir de güzel bir tool yazmış adamımız, &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;jslint&lt;/span&gt;. Adından da (lint kısmı elbette) anlaşılacağı gibi bir çeşit code checker.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İkinci önemli linkimiz bir &lt;a href="http://www.ilovejackdaniels.com/javascript/javascript-cheat-sheet/"&gt;Javascript Cheat Sheet&lt;/a&gt;. Zaten Javascript yazabilenler için sıkça unutulan metot adları ve objelerin bir sayfalık özeti. Yazdırılıp masaya konulabilecek faydalı bir kaynak.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Şimdilik bu kadar.. Şu AJAX'ın içine girdikçe gelişmeleri yazmaya devam edeceğim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Update:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Bahsetmek istediğim bir diğer link de &lt;a href="http://developer.mozilla.org/"&gt;Mozilla Developer&lt;/a&gt; sitesinin &lt;a href="http://developer.mozilla.org/en/docs/AJAX"&gt;AJAX&lt;/a&gt; bölümü idi. Firefox ve Mozilla tarayıcılarının yaratıcılarından da iyi bir kaynak vardır elbet.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113741179220973836?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113741179220973836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113741179220973836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113741179220973836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113741179220973836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2006/01/javascript.html' title='Javascript'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113642316316982159</id><published>2006-01-05T03:01:00.000+02:00</published><updated>2006-01-05T03:06:03.180+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>No files were found to look in. Find was stopped in progress.</title><content type='html'>&lt;p&gt;Gecenin bir yarısı &lt;b&gt;Visual Studio&lt;/b&gt; içinde &lt;b&gt;Find in Files&lt;/b&gt; (Ctrl+Shift+F) yaparsanız ve&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;No files were found to look in.Find was stopped in progress.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;mesajı ile saçmalarsa korkmayın! Control+Scroll Lock tuşlarına basmanız yeterli. Neden olduğunu ve Control+Scroll Lock tuşlarının ne işe yaradığını bulamadım fakat gerçekten işe yarıyor..&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Allah'tan Google var da &lt;a href="http://blogs.ugidotnet.org/franny/archive/2005/12/08/31303.aspx"&gt;yararlı bloglar&lt;/a&gt; sayesinde böyle saçma sapan sorunların üstesinden gelebiliyoruz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113642316316982159?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113642316316982159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113642316316982159' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113642316316982159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113642316316982159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2006/01/no-files-were-found-to-look-in-find.html' title='No files were found to look in. Find was stopped in progress.'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113560610068694786</id><published>2005-12-26T14:38:00.000+02:00</published><updated>2006-01-01T20:04:02.503+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><title type='text'>Organize İşler</title><content type='html'>&lt;p&gt;Cumartesi gecesi &lt;a href="http://www.beyazperde.com/salon/141"&gt;Etiler Movieplex&lt;/a&gt;'de izledik. Oyuncu kadrosu oldukça iyi. Hepsi hemen herkesin Bir Demet Tiyatro'dan bildiği BKM oyuncuları.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.organizeisler.com/"&gt;Film&lt;/a&gt; güzel zaman geçirtiyor, eğlenceli bir yapım. Türkiye'de ilk defa kullanılan bir çekim tekniği ile havadan İstanbul'un ne kadar güzel bir şehir olduğunu defalarca sergiliyor. Temmuz ayında çekildiği için boğaz, adalar, Beyoğlu muhteşem çıkmış. "Başrol oyuncusunun İstanbul olduğu" gibi açıklamalar yerinde olmuş.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Filmin kalitesine gelince.. Filmden çıktığınızda aklınızda Cem Yılmaz, İstanbul ve bir iki sahne dışında bir şey kalmıyor. Komik yerler var, orası kesin. Gülüyor eğleniyorsunuz fakat filmin sonu geldiğinde "Bu kadar mıydı?" gibi bir duygu kaplıyor insanı. VizonTele'de olduğu gibi yarım kalmış bir film havası vardı sanki. Sanırım Yılmaz Erdoğan'a has bir sorun var.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Benim lafıma bakıp karar verecekseniz, gidin görün derim. Yine de eğlenceli iki saat geçirirsiniz. Bu aralar neredeyse kapalı gişe oynayan, insanların &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=babam+ve+oglum"&gt;yere göğe sığdıramadıkları&lt;/a&gt; "Babam ve Oğlum" filmine gitmek nasip olmadı. İnşallah bu hafta.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113560610068694786?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113560610068694786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113560610068694786' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113560610068694786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113560610068694786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/12/organize-iler.html' title='Organize İşler'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113544655682817686</id><published>2005-12-24T19:43:00.000+02:00</published><updated>2005-12-24T19:49:16.830+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Numerical Recipes in C</title><content type='html'>&lt;p&gt;Yüksek lisansta aldığım ve gerçekten çok sevdiğim bir ders olan Digital Image Processing ile ilgili ödevlerimiz oluyor elbette. Bunlardan biriyle ilgili bir araştırma yaparken sevgili arkadaşım Dinçer OSS'e gönül vermiş birinden yardım almış. O da &lt;a href="http://www.library.cornell.edu/nr/cbookcpdf.html"&gt;Numerical Recipes in C&lt;/a&gt; sitesine link vererek yardım etmiş.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu kitabın adını daha önceleri de sık sık duymuştum. Tüm içeriğinin Internet'te PDF formatında bulunmasına da çok sevindim. İçeriğinin ne olduğunu merak edenlere, Preface'in ilk cümlesi aşağıda:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Our aim in writing the original edition of Numerical Recipes was to provide a book that combined general discussion, analytical mathematics, algorithmics, and actual working programs.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113544655682817686?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113544655682817686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113544655682817686' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113544655682817686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113544655682817686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/12/numerical-recipes-in-c.html' title='Numerical Recipes in C'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113507261591864745</id><published>2005-12-20T11:44:00.000+02:00</published><updated>2005-12-24T19:43:15.006+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgisayar'/><title type='text'>Internet Bankacılığı</title><content type='html'>&lt;p&gt;Dünyanın diğer yerlerinde nasıl olduğunu bilmiyorum fakat Türkiye'de Internet bankacılığı müşteriler açısından ızdırap olabiliyor. Özellikle &lt;a href="http://www.teleweb.com.tr/"&gt;Yapı Kredi Bankası&lt;/a&gt;'nın Internet şubesi tam anlamıyla bir facia.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Geçen hafta Internet şubelerini güncellemişler. Zaten daha önce de Java tablı bir web altyapıları vardı, şimdi &lt;a href="http://struts.apache.org/"&gt;Struts&lt;/a&gt;'a geçirmiş ve bence teknolojik doğru bir iş yapmışlar. &lt;b&gt;Ancak Internet'in tam olarak ne işe yaradığını nasıl çalıştığını anlamayan kafalar&lt;/b&gt; karar aldığı için mümkün olan en iyi teknolojiyi kullansan bile nafile elbette.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sanal klavye kullandırma işini önce Garanti Bankası başlattı. Başlama gerekçeleri son derece mantıklı; &lt;a href="http://www.google.com/search?q=keylogger&amp;hl=en&amp;amp;ie=UTF-8"&gt;keylogger&lt;/a&gt; gibi programlar ile kullanıcıların güvensiz ortamlarda (Internet cafe veya güvenliğine dikkat edilmeyen normal bir ev bilgisayarı gibi) şifrelerinin alınmasını engellemek.. Bunu gören diğer bankalar - e tabi herşeyde olduğu gibi Internet şubeleri de yarış içinde - bir adım öne geçmek için işlem şifresidir, zorunlu sanal klavyedir abarttıkça abarttılar. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yani ne kadar saçma sapan işler yaptıklarını yaza yaza bitiremem. Yine de bir iki örnek vereyim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dt&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Şifre kuralları&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;br /&gt;&lt;dd&gt;Kimine göre şifre sadece sayılardan, kimine göre sadece harflerden, kimine göre hem sayılardan hem harflerden ve aynı karakter iki kez yanyana gelmeyecek şekilde vs. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/dd&gt;&lt;dt&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Şifre bolluğu&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;br /&gt;&lt;dd&gt;Bir kullanıcı, bir şifre ile hangi bankada işlem yapılıyor? Yok, değil mi? En azından bir işlem şifresi veya eParola veya bilimum alengirli isimlerle donatılmış kelimeler harfler vs.&lt;/dd&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dt&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Saçma sapan uygulamalar&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;br /&gt;&lt;dd&gt;Az önce de belirttiğim gibi en önemsiz konularda bile karar alması yasaklanması gereken kişiler onbinlerce, yüzbinlerce insanın kullandığı uygulamalar konusunda karar almaya kalkınca böyle durumlar ortaya çıkıyor. Mesela Denizbank'tan aldığınız kullanıcı adı ve şifre ile sisteme giriyor, hesapları görüntülüyor vs. her türlü işlemi yapabiliyordum ama para transferine gelince yetkim mi yetmiyordu, öyle bir hata alıyordum. Meğer sonradan öğrendim ki bankaya gidip Internet bankacılığını açtırmam gerekiyormuş. Ama bununla ilgili bir bilgi yok tabii sitede. E, Türkler olarak okumuyoruz madem niye yazalım!&lt;/dd&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dt&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sanal klavye&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;br /&gt;&lt;dd&gt;Keylogger olduğu gibi mouse logger da olabilir değil mi? Windows adı verilen dandik işletim sisteminin mesajlarına atılan çengeller (hook) vasıtası ile istenen her türlü mesaj dinlenebilir. Bu açıdan baktığımız da sabit duran sanal klavyelerin de bir işe yaramayacağı kesin. Hadi diyelim gerçekten işe yarıyor bu, 10 karakter şifrem var sisteme girmişim zaten zorlukla. Ardından şifre değiştirme vaktim gelmiş, yeni bir şifre daha giriyorum, en az 10 karakter olması gerekiyor ya, etti 30 karakterlik bir işlem ve hepsini mouse ile giriyorum. İnanın bilgisayarlardan da teknolojiden de tiksiniyorum.&lt;/dd&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dt&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Yapılan işin önemini kavrayamama&lt;/span&gt;&lt;/dt&gt;&lt;br /&gt;&lt;dd&gt;Bayram günleri, maaş ödemesinin olduğu günler bu sitelere niye girilmez yahu? Asıl o zamanlar kullanmaz mıyız biz bunları?&lt;/dd&gt;&lt;br /&gt;&lt;/dl&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu arada, her sene en iyi Internet şubesi seçilir ve ona ödül verilir. Ne kadar samimilerdir bu ödülü verenler, gerçekten iyi analiz edipte mi veriyorlar bilmiyorum. Garanti'nin her sene bu ödülü almasını doğal karşılıyorum karşılamasına da diğerlerinin aynı kategoride yarışa alınmasına çok şaşıyorum doğrusu.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu bahsettiklerim işin teknik yönü ile ilgili değil elbette. Sadece daha kolay olması gereken bazı şeylerin yanlış insanlar tarafından yönetiliyor olmasından kaynaklanan durumlar. Teknoloji konusuna gelince o da ayrı bir sorun. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Internet Explorer dışındaki tarayıcıları pek desteklemez bu güvenlik canavarı bankalarımız. Javascript'lerinden tutun da CSS'leri hep insanın canını sıkar. Bir de ayrı bir pencerede boyutunu kendine göre ayarlayan siteleri hepimiz ne kadar severiz değil mi? (Bu konuda Garanti'de suçlu)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ben size buradan bir iki ipucu vereyim:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Tarayıcınızı desteklemiyorsa o banka ile çalışmayı reddedin. Müşterisine göre davranan dükkan sahibi ile çalışmak lazım değil mi?&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://www.mozilla.com/"&gt;Mozilla Firefox&lt;/a&gt; kullanın. Kendisinden gelen ve eklentilerle arttırılan özellikleri ile sanal klavyeleri de engellersiniz kendini ayrı pencerede gösteren Internet şubelerini de&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Hani bir reklam var ya son zamanlarda gündemde. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;"İşini iyi yapan taksiciler, insanlar"&lt;/span&gt; gibi bir sloganı var. Türkiye'de o kadar az ki şu işini iyi yapmaya çalışan insanlar, o yüzden hep geri kalıyoruz hep geri kalıyoruz. Bu da insanı üzüyor elbette.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113507261591864745?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113507261591864745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113507261591864745' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113507261591864745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113507261591864745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/12/internet-bankacl.html' title='Internet Bankacılığı'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113452105287029547</id><published>2005-12-14T02:37:00.000+02:00</published><updated>2005-12-14T02:44:12.896+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><title type='text'>Bang Bang</title><content type='html'>&lt;p&gt;Dün işe giderken &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0266697/"&gt;Kill Bill&lt;/a&gt; izleyen hemen herkesin bildiği &lt;a href="http://www.nancysinatra.com/intro.html"&gt;Nancy Sinatra&lt;/a&gt;'nın söylediği Bang Bang isimli parçanın Fransızca'sını dinledim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Google'dan aradım hemen &lt;a href="http://www.livejournal.com/community/french_music/33497.html?view=134361#t134361"&gt;buldum&lt;/a&gt;. Orjinalinden daha çok beğendim diyebilirim. Fransızca'nın güzelliğinden kaynaklansa gerek.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113452105287029547?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113452105287029547/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113452105287029547' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113452105287029547'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113452105287029547'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/12/bang-bang.html' title='Bang Bang'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113315733026074188</id><published>2005-11-28T07:43:00.000+02:00</published><updated>2005-11-28T07:59:14.236+02:00</updated><title type='text'>Planlama herşeydir!</title><content type='html'>&lt;p&gt;Geliştirdiğimiz yeni proje gösterdi ki "Planlama herşeydir", nokta.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İyi bir planlama stratejisi olmadan yapılan her proje ya projeyi yapanlara hayatı bezdirecektir ya da başarısız olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Dünyanın en büyük yazılımevleri (Bkz. &lt;a href="http://www.microsoft.com"&gt;Microsoft&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.oracle.com"&gt;Oracle&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.ibm.com"&gt;IBM&lt;/a&gt;) bile onlarca, yüzlerce yöneticileri, program yöneticileri, danışmanları olmasına rağmen bir plan yapıp iki yıl ona bağlı kalmaya çalışmazlar. Planlarını sürekli günceller, risklerini sürekli analiz ederler. Büyük projelerin çoğu beklenen tarihten çok sonra bitiyor, zira yazılım geleneksel üretimden çok başka bir şeydir, geniş çapta zihinsel bir faaliyettir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ancak Türkiye gibi 3. dünya ülkelerinde bu kadar plansız iş yapılıyordur herhalde. Yöneticiliğin, özellikle proje yöneticiliğinin önemini iyice anladım. Herhangi bir iş yapan insanlar belirli bir süre yaptıkları işten "emekli" olup yönetici olmamalı. Bir kişi yaptığı işi iyi yapıyorsa ve yaptığından zevk alıyorsa yöneticiliğe terfi etmeden daha iyi maaş, daha iyi çalışma koşulları ile iş yaşamına devam edebilmeli.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yönetici olan kişi ise sadece yönetme işine odaklanmalı, yönetme fonksiyonlarını en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmalı. Tıpkı işi yapanların işe odaklanmaları gibi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Herhangi bir işin yapılmasında, işin niteliği fark etmez, tüm ekibe sorumluluk düşer. İşini yapan mühendislerin olmadığı ortamda en iyi yönetici sürekli plan yapsa ne olur? Ya da işini mükemmel yapan mühendislerin başında planlama yapamayan yönetici olsa ne olur? Başarı için herkesin işini en iyi şekilde yerine getirmesi gerekir.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sabahın bu saatinde, tabii geceden kalma bir vaziyette, düşüncelerimi fazla toparlamadan rastgele yazmak istedim. Bir dahaki sefere daha iyisi olur inşallah.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Eğitim şart! :-)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113315733026074188?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113315733026074188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113315733026074188' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113315733026074188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113315733026074188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/11/planlama-hereydir.html' title='Planlama herşeydir!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-113160577847787546</id><published>2005-11-10T08:47:00.000+02:00</published><updated>2005-11-10T08:56:18.496+02:00</updated><title type='text'>Öfke ve Mutluluk</title><content type='html'>&lt;p&gt;Geliştirmekte olduğumuz YBP (Yeni Bankacılık Paketi) nedeniyle dünyadan, sosyal hayattan kopmuş durumdayız. Yarın pilot geçişi var ve haftaya production'a geçiyoruz. Bu yüzden bloguma yazı da yazamıyorum. Amerika'ya gittik onu bile yazamadım.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bugün gelen güzel özlü bir sözü yazayım bari.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.&lt;br&gt;&lt;br /&gt; &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ralph_Waldo_Emerson"&gt;Ralph Waldo Emerson&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Araştırmacılığıma toz kondurmadım, İngilizce'sini de buldum. :-)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;For every minute you are angry you lose sixty seconds of happiness.&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-113160577847787546?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/113160577847787546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=113160577847787546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113160577847787546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/113160577847787546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/11/fke-ve-mutluluk.html' title='Öfke ve Mutluluk'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112927075260461236</id><published>2005-10-14T09:13:00.000+03:00</published><updated>2005-10-14T09:22:42.290+03:00</updated><title type='text'>Hayat Nedir?</title><content type='html'>&lt;p&gt;Bir arkadaşımın bugün yolladığı bir e-posta'dan&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Hayat cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır ve ölüm oranı yüzde yüzdür.&lt;br&gt;&lt;br /&gt; &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/R._D._Laing"&gt;R. D. Laing.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112927075260461236?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112927075260461236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112927075260461236' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112927075260461236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112927075260461236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/10/hayat-nedir.html' title='Hayat Nedir?'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112811555536818429</id><published>2005-10-01T00:25:00.000+03:00</published><updated>2005-10-01T00:25:55.376+03:00</updated><title type='text'>Dünyanın neresi gece neresi gündüz</title><content type='html'>&lt;p&gt;Gezerken bulduğum ilginç bir site: &lt;a href="http://www.die.net/earth/"&gt;World Sunlight Map&lt;/a&gt;. Dünyanın neresi gündüz neresi gece dünya haritası üzerinde gösteriyor. Daha &lt;a href="http://www.die.net/earth/?zoom=1"&gt;büyük halini&lt;/a&gt; görmek için resmin üzerine tıklamak yeterli.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yarım saat aralıklarla güncelleniyor. Dünya haritasının sitede göründüğü gibi dikdörtgen halinde gösterilmesine de &lt;strong&gt;rectangular projection&lt;/strong&gt; (dikdörtgen izdüşüm diye çevirmeye çalışayım) deniyormuş. &lt;a href="http://www.die.net/earth/mercator.html"&gt;Mercator projection&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.die.net/earth/peters.html"&gt;Peters projection&lt;/a&gt; adlarında iki farklı izdüşüm daha varmış ancak dikdörtgen ile arasındaki farkı pek seçemedim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bir diğer ilgi çekici nokta karanlık olan bölgedeki şehirlerin ışıkları. Gerçekten (ben baktığım zaman geceydi ve Avrupa'nın tamamı karanlık altındaydı) Avrupa'nın belli başlı şehirlerinin ışıkları iyice seçilebilir bir halde.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/eCumhuriyet/m/"&gt;Cumhuriyet gazetesinin&lt;/a&gt; yıllar önce okuduğum bir Bilim Teknik ekinde Çin Seddi'nden bahsediyordu. Yazıya göre Çin Seddi'nin herkesçe bilinen "uzaydan insan yapımı görülebilen tek şey" iddiasının asparagas olduğundan bahsediyor ve en büyük şehirlerin bile gece ışıklarının seçilebildiğini söylüyordu. Gündüz gece ayrımını gösteren resim şehir ışıkları konusunu doğrular nitelikte.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Nil nehrinin kıyısı etrafına göre bol ışıklı olmalı. Kuzey Afrika'dan içeri bir çizgi gibi net bir şekilde seçiliyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112811555536818429?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112811555536818429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112811555536818429' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112811555536818429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112811555536818429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/10/dnyann-neresi-gece-neresi-gndz.html' title='Dünyanın neresi gece neresi gündüz'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112624451747319023</id><published>2005-09-09T08:34:00.000+03:00</published><updated>2005-09-09T08:57:02.346+03:00</updated><title type='text'>Taptaze beta, Firefox Deer Park Beta 1</title><content type='html'>&lt;p&gt;Firefox Deer Park Beta 1 çıktı! Bu postu yeni indirdiğim, taptaze betadan gönderiyorum. Hemen &lt;a href="http://download.mozilla.org/?product=firefox-1.5b1&amp;os=win&amp;amp;lang=en-US"&gt;indirin&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;En önemli &lt;a href="http://www.mozilla.org/products/firefox/releases/1.5beta1.html#new"&gt;güncellemeler&lt;/a&gt;:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Binary update yapabilecek olması. Yeni bir release çıktığında bütün exe'yi indirmek yerine binary delta'ları hesaplanarak sadece gerekli olan kısım indirilecek. İddiaya göre güncellemeler 500K ve altında olacak.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Back/Forward aksiyonları inanılmaz hızlanmış! Hemen farkedilliyor, bir deneyin. Çok hoşunuza gidecek.&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ayrıca yeni farkettim, eskisine oranla oldukça hızlı bir startup zamanı var.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112624451747319023?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112624451747319023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112624451747319023' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112624451747319023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112624451747319023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/09/taptaze-beta-firefox-deer-park-beta-1.html' title='Taptaze beta, Firefox Deer Park Beta 1'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112602513110909800</id><published>2005-09-06T19:28:00.000+03:00</published><updated>2005-09-06T19:47:06.266+03:00</updated><title type='text'>"Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır" ve korsan yazılımlar</title><content type='html'>&lt;p&gt;Belirli bir yaştan sonra herkesin muhatap olduğu bir devlet kurumumuz var. Bütün dünya devletlerinde de bu kuruma denk düşen bir kurum mutlaka vardır.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yakın zamanda bu kurumumuz "status quo"ya uyup bankalar aracılığı ile topladığı tahsilatlarını offline'dan online'a geçirmeye karar vermiş. Çalıştığım şirket bankalara yazılım sağladığı için proje bize geldi. Daha önce &lt;a href="http://www.tedas.gov.tr/"&gt;TEDAŞ&lt;/a&gt; ile başlayıp ardından &lt;a href="http://www.ssk.gov.tr/"&gt;SSK&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.axaoyak.com.tr/"&gt;AxaOyak&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.avea.com.tr/"&gt;Avea&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.swift.com/"&gt;SWIFT &lt;/a&gt;gibi ödemelerin "online tahsilat" projelerini yaptığım için proje bana geldi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;XML mesajlaşma yapısı için XSD'leri incelemeye başladım. Aman ne göreyim! Bizim "kutsallaştırma" işlemi ile uğraşan kurumumuzun gönderdiği dosya XML ile uğraşan hemen herkesin kullanmasa bile duyduğu, bildiği bir program ile, &lt;a href="http://www.xmlspy.com/"&gt;XMLSpy&lt;/a&gt; ile oluşturulmuş.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;"E bunda ne var?!" diyeceksiniz. Tabii ki kullanılan programın cinsi, cibiliyeti beni ilgilendirmez. Ancak her XSD dosyasının tepesinde&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&amp;lt!-- edited with XMLSPY v5 rel. 4 U (http://www.xmlspy.com) &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;by TEAM (RENEGADE)&lt;/span&gt; --&amp;gt&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;olması şaşırtıcı, üzücü. Bold olan kısım programın crack olduğunu gösteriyor. Gerisini varın siz düşünün.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112602513110909800?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112602513110909800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112602513110909800' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112602513110909800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112602513110909800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/09/vergilendirilmi-kazan-kutsaldr-ve.html' title='&quot;Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır&quot; ve korsan yazılımlar'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112499723642299106</id><published>2005-08-25T21:14:00.000+03:00</published><updated>2005-08-25T23:50:39.076+03:00</updated><title type='text'>Burası Huş'tur, Yolu Yokuştur</title><content type='html'>&lt;p&gt;Her zaman teknoloji ile ilgili şeyler yazmayacağım. Benim de sosyal içerikli yazılarım olabilir değil mi? :-)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Fazla uzatmadan hemen hemen herkesin bildiği Yemen Türküsü'nden bahsetmek istiyorum. Yıllardır düğünlerde, çeşitli TV programlarında dinlediğimiz bir türkü. Fakat türküde geçen yerin ismi tartışmalı. Muş mudur yoksa Huş mu?&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Memleketi Muş olanları üzmek istemem ancak Huş olması çok daha olası gibi geliyor. Bir kere türkünün adı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yemen Türküsü&lt;/span&gt; yahu ve Yemen'in başkenti de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Huş&lt;/span&gt;. Daha üzerinde tartışılabilir mi? Ancak &lt;a href="http://www.elaziz.net/yementurkusu/"&gt;bazıları&lt;/a&gt; üşenmemiş, tartışmış bir sürü de gereksiz polemiğe girmiş.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tamam çok bilinen ve güzel olan bir türkünün insanın kendi memleketine ait olması, onu sahiplenmesi isteği insanın doğasında vardır. İnsan güzel olanın kendisinde veya dolaylı yoldan kendisinin içinde bulunduğu bir grupta veya yerde olmasını isteyebilir. Ancak türkünün içinde "Ano Yemen'dir" gibi mısralar var. Sonra türkü Mustafa Kemal'in de en sevdiği türkülerden birisi imiş. Yemen'de görev yaptığı sıralarda duymuş. Bir diğer ve aslında en önemli olan nokta türkünün 1. Dünya Savaşı sırasında Yemen'e gidip şehit olan Osmanlı askerleri için yazıldığıdır. Bu kadar veri toplandığı zaman Huş olması son derece mantıklı. Hem Huş da olsa Muş da olsa bu bizim türkümüzdür, niye tepki koyuyoruz ki bu kadar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Benim kişisel görüşüm türküde geçen yerin adının Huş olduğudur. Buyrun bu güzel türkümüzün sözleri:&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Havada bulut yok bu ne dumandır&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Mahlede ölen yok bu ne figandır&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Şu yemen elleri ne de yamandir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Ano Yemen'dir gülü çemendir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Giden gelmiyor acep nedendir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Burasi Huştur yolu yokuştur&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Giden gelmiyor acep ne iştir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Kışlanın önünde asker sesi var&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Bakın çantasında acep nesi var&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Bir çift kundurayla bir de fesi var&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Ano Yemen'dir gülü çemendir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Giden gelmiyor acep nedendir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Burasi Huştur yolu yokuştur&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;Giden gelmiyor acep ne iştir&lt;br/&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112499723642299106?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112499723642299106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112499723642299106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112499723642299106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112499723642299106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/08/buras-hutur-yolu-yokutur.html' title='Burası Huş&apos;tur, Yolu Yokuştur'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112487082424012550</id><published>2005-08-24T11:07:00.000+03:00</published><updated>2005-08-24T11:09:39.840+03:00</updated><title type='text'>Google'dan yepyeni bir "beta", Google Talk</title><content type='html'>Google’dan yepyeni bir Beta. Daha dumanı üstünde, &lt;a href="http://www.google.com/talk/"&gt;Google Talk&lt;/a&gt;. Aylardır çeşitli forumlarda çıkıp çıkmayacağı tartışılan bir Google IM (Instant Messenger) sonunda çıktı. &lt;br/&gt;Google’ın stratejisinde böyle bir ürüne ihtiyaç olmayacağı savı yaygındı. Ne de olsa ana ürünleri hep arama teknolojisi etrafında şekilleniyor. Ancak mail üyesi savaşlarında demek ki olmazsa olmazlardan biri şu IM olayı.&lt;br/&gt;Google Talk’ın bir diğer güzelliği açık standartlar üzerine kurulu olması. Yıllardır daha iyi bir teknoloji altyapısı olmasına rağmen yazılım sektörüne uzak kullanıcılar tarafından üvey evlat muamelesi göre &lt;a href="http://www.jabber.org/"&gt;Jabber&lt;/a&gt;’in protokolünü kullanıyor. XML tabanlı bir mesajlaşma protokolü.&lt;br/&gt;&lt;a href="http://www.microsoft.com/"&gt;Microsoft&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.yahoo.com/"&gt;Yahoo&lt;/a&gt; gibi firmaların gereksiz yere kendi protokollerini icat etmelerini ve bunun sonunda birbirleri ile çalışamayan farklı IM’lerin çıktığını seyredip durduk. Google bunun yerine herkesle uyumlu çalışabilen/çalışabilecek açık bir standardı destekledi. Umarım diğerleri de bundan kendine bir ders çıkarır.&lt;br/&gt;Uygulamanın kendisi oldukça basit, sadece 900K. Önyüzde gereksiz, diğer IM’lerde bulunan saçma atraksiyonlar yok. Sesli konuşma desteğini henüz şirkette olduğum için test edemedim. Metin tabanlı iletişim gayet başarılı ve proxy/firewall arkasından da rahatlıkla çalışıyor. İddialarına göre sesli iletişim de proxy/firewall arkasından çalışıyormuş, ancak şirketteki bilgisayarlarımızda mikrofon olmadığı için test edemedik. Artık evden bir deneyeceğiz bakalım.&lt;br/&gt;&lt;strong&gt;Güncelleme&lt;/strong&gt;: Bu Blogger for Word üzerinden gönderdiğim ilk post idi. Paragrafları formatlamaması dışında başarılı. Paragrafları ayırt etmek bu kadar zor mu yahoo?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112487082424012550?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112487082424012550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112487082424012550' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112487082424012550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112487082424012550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/08/googledan-yepyeni-bir-beta-google-talk.html' title='Google&apos;dan yepyeni bir &quot;beta&quot;, Google Talk'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112255015908788283</id><published>2005-07-28T14:18:00.000+03:00</published><updated>2005-07-29T07:53:28.213+03:00</updated><title type='text'>AB ve Yazılımda Patentler</title><content type='html'>&lt;p&gt;6 Temmuz'da AB yazılım patentleri ile ilgili &lt;a href="http://www.theregister.co.uk/2005/07/06/eu_bins_swpat/"&gt;kanunu&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.betanews.com/article/EU_Software_Patent_Law_Rejected/1120662871"&gt;reddetmiş&lt;/a&gt;. Ben o tarihte izinde olduğum için haberi okuma fırsatım olmadı. Bugün &lt;a href="http://www.mysql.com/link/nl05-07.29712.76/http:/www.mysql.com/news-and-events/news/article_912.html"&gt;MySQL&lt;/a&gt;'den gelen aylık haber mesajında görebildim ancak.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Reddedilmesi de ezici bir çoğunlukla olmuş, 648 red oyuna karşılık 14 kabul oyu.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Geçen yıldan beri Open/Free Software organizasyonları bu kanunun çıkmasına karşı kampanya yürütüyorladı. &lt;a href="http://www.fsf.org"&gt;FSF&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.apache.org"&gt;Apache&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.mysql.org"&gt;MySQL&lt;/a&gt; gibi organizasyonların anasayfalarından yaptıkları çağrılarla yüzbinlerce "geek" online imza toplama kampanyasına katıldı, ben de dahil. Geçen Şubat ayından beri başta Brüksel Avrupa'nın belli başlı şehirlerinde de kampanyalar vardı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bunları düşünüp kanunun kabul edilmemesini değerlendirirsek AB Parlamentosunun kamuoyunu dinlediği gibi bence yanlış bir sonuca varabiliriz. Bence Nokia hariç, Microsoft ve HP gibi Amerikan tröstlerinin Amerika'da olduğu gibi saçma sapan patentleri AB içinde de alarak küçük işletmelerin ezilmesini istemedi AB Parlamentosu. Yoksa kamuoyu veya Özgür Yazılım'ın desteklenmesi gibi kaygıları olduğunu hiç sanmıyorum. Parlamento üyeleri hükümet görevlileridir ve hükümetlerin çıkarları için karar alırlar.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Patentler için neden saçma sapan dediğime gelince.. Fare ile sol tıkladıktan bir saniye kadar sonra popup menü açılmasının patenti olur mu!? Ya da yanlış yazılan kelimelerin altının çizilmesinin (örneğin MS Word) patenti olur mu yahu? Daha bunun gibi yüzlerce saçma sapan patent var. Amerika garip bir ülke gerçekten.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112255015908788283?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112255015908788283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112255015908788283' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112255015908788283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112255015908788283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/07/ab-ve-yazlmda-patentler.html' title='AB ve Yazılımda Patentler'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-112229258892274315</id><published>2005-07-25T14:54:00.000+03:00</published><updated>2005-07-26T11:24:23.166+03:00</updated><title type='text'>Bir gün yine Prag'dayız..</title><content type='html'>&lt;p&gt;Aylar önce Prag’a bir iş gezisi için gittim. Yazısının kısmeti bugünlere imiş. Buyrun bir Prag gezisi yazısı.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yemekleri, ulaşımı gibi bilgileri bulabileceğiniz onlarca, yüzlerce kaynak olmasına rağmen ben yine de biraz bahsedeyim. Belki birine lazım olur. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Türkiye’de yaşayıp da damak tadı olan herkesin zorlanacağı bir kent şu Prag. Belirli bir yemek kültürleri yok. “Gulaş” denen bir yemek meşhurmuş ancak yemek nasip olmadı. Yemek yenen yerlerin yanında öyle güzel güzel yemek kokuları gelmedi bize. Kullandıkları yağdan mıdır yemeği yapma şekillerinden midir anlayamadım ama yemeklerin kokuları hep iştahımızı kapatan yönde oldu. Sonuç olarak bir hafta kaldığımız Prag’da en az üç gün karnımızı McDonalds’da doyurmak zorunda kaldık. Burada baskı ile gönderemezsiniz ama insan denize düşünce yılana sarılıyor. Şükür ki öğlen yemeklerini Microsoft’ta çok güzel yapıyorlardı da yiyebiliyorduk!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ulaşım oldukça düzenli. Trafiği Türkiye ile kıyaslamıyorum, zira hepimizin bildiği gibi elma ile armut kıyaslanmaz, gayet düzenli, sakin ve tenha bir trafik vardı. Akşam iş çıkışı olduğu saatlerde bile sıkışık bir trafik görmedik. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yalnız metro biraz karışık geldi bize. Avrupa’nın ortasında (sadece lafın gelişi değil aslında geometrik olarak da ortalara bir yere geliyor) metroda bilet alacağınız yerlerde İngilizce yazı yok! Çekce yazılar var ve yanında hatırı sayılır sayıda gelen Almanlar’ı memnun etmek için Almanca açıklamalar var. E bizde sadece Türkçe ve İngilizce olduğu için tabii ki bir şey anlamadık. Alt tarafı bilet anlamayacak ne var diyebilirsiniz, anlayamadığımız konu 6, 8, 12 (8 dışındakileri tam hatırlayamıyorum) gibi farklı fiyatlara bilet alabiliyor olmanız. Rastgele birinden alamadık çünkü okuduğumuz bazı yazılara göre biletleri kontrol eden görevliler varmış ve yüklü para cezaları kesebiliyorlarmış.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İlk gün önümüzdeki bir bayan 8 kronluk (sahi söylemeyi unuttum.. Çek Cumhuriyeti para birimi olarak Avro değil Kron kullanıyor. Aşağı yukarı 1 Avro 30 Kron ediyor ve döviz alış-verişinde “vergi” kelimesini kullanarak iyi bir kazık atıyor büfeler. En iyisi havaalanında yeterli miktarda Avro bozdurmak.) bilet aldı. Biz de aynısını yapalım dedik ve 8 kronluk biletlerden aldık. Sonradan öğrendik ki para ölçüsü gitmek istediğiniz durak sayısına, öğrenci olup olmamanıza göre değişiyor. Biz doğru olanı yapmışız. Sonradan bir şeyi daha öğrendik ki biletleri kontrol eden görevliler gerçekten var, son gün otele dönerken kontrol edildik. Haa bir de bazı Amerikalı turistlere hangi biletten almaları konusunda yardım bile ettik.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Tarihi eserler konusuna gelince.. Prag’ı bölge bölge ayırmışlar, Prag 1, Prag 2 şeklinde. Prag 1 isimli bölge kendi başına tarihi eser! Kocaman bir bölgeden bahsediyorum, bizim iyi halli bir ilçemiz kadar büyük yani. Nerenize baksanız tarihi eser, iyi bir şekilde korunmuş. Etrafınızda sizin gibi giyimli insanlar olmasa, kostüm giyseler kendinizi zaman makinesi ile geçmişe gitmiş zannedersiniz. O kadar güzel korunmuş işte. Binaların, köprülerin, yolların hepsi o kadar güzel yapılmış ki her biri için bir “sanat eseri” desek biraz aşağılamış oluruz.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Mesela kenti ortadan ikiye bölen Vletava nehri üzerine o köprüler yapmışlar. Bu köprülerin üstüne de bir başından öbür başına kadar karşılıklı onlarca birbirinden güzel heykel yapmışlar. Prag Kalesi var ki sormayın. Kalenin dibinden başınızı kaldırıp tepesini görmeye kalktığınız zaman haşmetinden insanın içinden saygı duyası geliyor! Tepesine kadar her santimine özenle işlemeler, kabartmalar yapılmış. Genelde gotik mimariyi yansıtan bu eserlerde hristiyanlığın etkisini heryerde görebilirsiniz (Yaa, benden böyle bir cümle beklemezdiniz sanırım.) &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kentin içinde, özellikle Prag bölesinde, yürüyerek bu atmosferi tadarak gezin derim. Her gün belirli bir kısmını yürüyerek 3-4 içinde gezilmemiş alan bırakmazsınız, biz de öyle yaptık zaten. Yol arkadaşım olan Cüneyt –kendisi bir yürüme delisidir- beni de yürümek zorunda bıraktı. Yalnız kendisine kızgın değilim, sonradan benim de hoşuma gitti ve Prag’da yürümediğimiz az bir alan kaldı. Otele bile, 4 veya 5 metro durağı mesafeye yürüdük. Son metroyu kaçırmışız ne yapalım.. Sadece bir gün bisiklet kiraladık. Gezemediğimiz bazı parklar kalmıştı onları da bisikletlerle gezdik.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Biraz da insanlarından bahsedeyim. Uygar oldukları şüphesiz. Kimsenin kimseye karıştığı yok. Parkta, bahçede, yolda yürürken, bankta otururken, hatta metroda insanların elinde bir pet şişe bira içiyorlar. Yalnız öyle bizdeki bir bira içip etrafa saldıran kavga çıkaran ayılar şehirlere inmediği için bira inanılmayacak derecede popüler. Abartmıyorum, bisikletle gezerken Letenské Sady isminde bir parka girdik. Bizdeki aynı ayardaki bir parkta çay bilemedin kola satılır, bira içenleri de kovarlar. Bu parkın içinde Bear House denen bir yer vardı ve parkın çocuklar hariç hepsi burada bira içiyordu. Kalanları da patenlerle geziyor, paten de bira kadar meşhur. Bir aile; anne, baba, çocuklar, hepsinin patenle kaydığı ender şehirlerden biridir herhalde bu Prag. Bir de Mala Strana parkı vardı ki kelimelerle içindeki huzur dolu atmosfer, o yeşilliklerin güzelliği anlatılamaz herhalde.. Uzatmıyayım son derece uygar insanların barındığı bir kent diyebiliriz. Gitmeden okuduğum bir kaynağa göre nüfus kayıtlarına göre toplumun yarısı ateist imiş. Buna göre “din olmasa insanlar birbirlerini boğazlar” tezini çürüten bir kentte diyebiliriz.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bir diğer konu sigara tüketimi. Ben hayatımda bu kadar çok kadının bir arada sigara içtiğini görmedim desem yalan olmaz. Hepsinin yolda yürürken, parkta otururken elinde bir sigara, puf puf! (Yalnız yerlerde izmarit çok görmedim, belediye iyi çalşıyor herhalde) Hepsi sarışın ve hepsinin göbekleri açık! Ben hırkanın üzerine mont giyiyordum, hava soğuktu, ancak kızların hepsinin göbekleri açıktı. Sigara ve bu göbek konularından yola çıkarak 20 yıl sonra Çek Cumhuriyeti’ni kötü günler bekliyor diyebiliriz. Böyle analardan olacak çocuklar pek sağlıklı olmaz zira. Ancak, hepsinin çekici geldiğini söyleyebilirim, fazla şişman yok ve kaşlarına kadarsarı olmaları olmaları insanın ilgisini çekiyor tabii ki. Türkiye’deki sarışın oranı nedir ki? (Gerçek sarışın, boya değil :))&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Akşamları Prag 1 bölgesinde, gündüzleri nereye saklandıklarını anlayamadığımız, zenciler ellerinde Kabare ilanları “İlle de bizimkine gelin” diye zorla elinize tutuşturuyorlar. Kabare dediğimi sanatsal birşey sanmayın ha! Striptiz şovun ismi olmuş kabare. İki erkek dolaştığımız için sanırım bu broşür dağıtanların ilgi odağı idik. Her gece mutlaka bir iki broşürü zorla verdiler. Dönmeden iki gün önceki gece bir gidip bakalım dedik ve kapısında limuzin durduğu için fazla virane olamaz diye karar verdiğimiz birine girdik. İçerisi 5 yıldızlı otel lobisi gibi bir ortam olduğu için virane endişemize güldük. İçerisi yarı çıplak genç kızlarla dolu. Ortaya birisi çıkıyor, aynen filmlerde gördüğünüz gibi müzik eşliğinde zaten üstünde fazlaca bir şey olmamasına rağmen çıkarıyor. Sonunda tamamen çıplak oluyor yani! Aslında ortada dolaşanlardan biraz daha çıplak oluyorlar diyebilirim. Bu ortam beni düşüncelere sürükledi. Gencecik kızların para uğruna bu ortamlara düşmesine akıl erdiremedim. Hepsi öyle veya böyle gerçekten güzel kızlardı. Gençler ve sağlıklılar. Başka yüzlerce meslek varken oralarda ne işleri var diye düşündüm durdum. “Toplumun yarısının ateist olması” belki de buna sebeptir diye düşündüm. Sonra o zamanlar 3-4 aylık olan oğlum ve eşim aklıma geldi. Ben Prag’a gelirken onlarda Trabzon’a bir düğün için gitmişlerdi. İlkelerimden ödün vermeyen bir yapım olduğu için içeri girerken içim rahattı ancak yine de eşim ve oğlum aklıma gelince kendimi kötü hissettim ve en sonunda dışarı çıktık. Sonradan öğrendim ki Prag aslında tarihi kent olmasının yanında bir “seks turizmi başkenti” imiş. Kabarelerin fazlalığı, broşür dağıtan insanların fazlalığı da bundan dolayı imiş.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak Prag’a gitmenizi tavsiye ederim. Tarihi açıdan dünyanın en güzel kentlerinden birini, belki de dünyanın en güzel en huzurlu parklarını göreceksiniz. En uygar toplumlardan birini görme imkanınız olacak. Yalnız karnınız aç kalacak ona göre!&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-112229258892274315?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/112229258892274315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=112229258892274315' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112229258892274315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/112229258892274315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/07/bir-gn-yine-pragdayz.html' title='Bir gün yine Prag&apos;dayız..'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111773660044416956</id><published>2005-07-10T21:07:00.000+03:00</published><updated>2005-07-26T18:52:01.226+03:00</updated><title type='text'>Meğer "zağ" halk dilinde "kılağı" demekmiş</title><content type='html'>&lt;p&gt;Bir aralar &lt;a href="http://games.lg.web.tr/kelimator/"&gt;Kelimatör&lt;/a&gt; isimli bir oyunu haber aldık, &lt;a href="http://dincerm.blogspot.com"&gt;Dinçer&lt;/a&gt; sağolsun. Başlangıçta çok zevkliydi. Verilen harfler ile bulabildiğiniz kadar Türkçe kelime buluyor ve ona göre puan alıyorsunuz.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Oyunu yapan arkadaş kelimeler için &lt;a href="http://www.tdk.org.tr/"&gt;TDK&lt;/a&gt; veritabanını kullanmış. Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için ve ekli kelimelerin de TDK veritabanında karşılığı olduğu için ekli kelimeler de geçerli sayılıyor haliyle. Örneğin "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?KELIME=isim&amp;YENIARAMA=+++Ara+++&amp;amp;GeriDon=0&amp;EskiSoz="&gt;isim&lt;/a&gt;" kelimesini buluyorsunuz, harfler içinde 'l' ve 'i' de varsa "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?KELIME=isimli&amp;amp;amp;YENIARAMA=+++Ara+++&amp;GeriDon=0&amp;amp;EskiSoz="&gt;isimli&lt;/a&gt;" de geçerli bir kelime oluyor. Bazen uygun harfler bir araya geldiğinde siz yeni kelime bulacağım diye düşünüyorsunuz (insanın doğasında yenilik var herhalde) ekli kelimeleri bulamıyorsunuz ve canınız sıkılıyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yazının asıl konusuna gelince.. TDK'nın veritabanı insanı hayrete düşünüyor bazen. Uzun süre düşünüp de bulamadığımız bir kelime "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?KELIME=za%F0&amp;YENIARAMA=+++Ara+++&amp;amp;GeriDon=0&amp;EskiSoz="&gt;zağ&lt;/a&gt;" imiş. Nedir ulan bu zağ deyip TDK sözlüğüne baktık ki ne görelim, meğer bizim halk dilindeki "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?KELIME=k%FDla%F0%FD&amp;amp;amp;YENIARAMA=+++Ara+++&amp;GeriDon=0&amp;amp;EskiSoz="&gt;kılağı&lt;/a&gt;" imiş. :-)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yabancı bir literatür olduğu için insana komik geliyor haliyle. Belki kelimenin kullanıldığı bir iş yapsak komik gelmeyebilir o ayrı konu. Fakat ilginç kelimeler yahu!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Sonra bir gün "&lt;a href="http://www.tdk.gov.tr/tdksozluk/SOZBUL.ASP?KELIME=a%FEoz&amp;YENIARAMA=+++Ara+++&amp;amp;amp;GeriDon=0&amp;amp;EskiSoz="&gt;aşoz&lt;/a&gt;" diye bir kelime ile karşılaştık ki sormayın. Kabotaj bayramı olan bir ülkeyiz ama Türkiye'de bir iki kişinin bile böyle bir kelimeyi bildiğini sanmam.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İtiraf etmek gerekir ki oyun hilesi bulunana kadar epey zevk verdi. &lt;a href="http://www.mozilla.org/products/firefox/"&gt;Firefox&lt;/a&gt;'un &lt;a href="http://livehttpheaders.mozdev.org/"&gt;Live HTTP Headers&lt;/a&gt; eklentisi ve Work Offline bileşimi ile değerini bir anda yitirdi tabii. Artık hızlıca kelimeleri tuşlayarak birinci olabiliyorduk. :-)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111773660044416956?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111773660044416956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111773660044416956' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111773660044416956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111773660044416956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/07/meer-za-halk-dilinde-kla-demekmi.html' title='Meğer &quot;zağ&quot; halk dilinde &quot;kılağı&quot; demekmiş'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111999747583339792</id><published>2005-06-29T11:53:00.000+03:00</published><updated>2005-06-29T01:31:23.420+03:00</updated><title type='text'>Eclipse 3.1 çıktı!</title><content type='html'>&lt;p&gt;Beklenen sürüm sonunda &lt;a href="http://www.eclipse.org/downloads/download.php?file=/eclipse/downloads/drops/R-3.1-200506271435/eclipse-SDK-3.1-win32.zip"&gt;download sitelerinde yerini aldı&lt;/a&gt;. En önemli yeni özellik Java 5 desteği. Release Candidate'leri deneyenler bilir, hemen her yerde bir değişiklik, iyileştirme oldu. Özellikle plugin'lerin dizin yapısından jar formatına geçmesi ile I/O dramatik şekilde azalınca performans oldukça iyileşti. Dediğim gibi hemen her yerde değişiklik ve iyileştirme oldu, indirip kurduktan sonra hepsini göreceksiniz zaten.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://eclipsewiki.editme.com/MillionDownloadChallenge"&gt;Million Download Challenge&lt;/a&gt;'dan bahsetmek gerek. &lt;a href="http://www.opera.com/"&gt;Opera&lt;/a&gt; son versiyonunu çıkardığında, CEO'ları "Opera 1 milyon kere indirilirse &lt;a href="http://www.opera.com/swim/"&gt;Antlantik Okyanusunu yüzerek geçeceğini&lt;/a&gt;, arada sadece İzlanda'da annesinin evinde sıcak çikolata içmek için mola vereceğini" açıklamış ve başarılı bir PR çalışması ile Opera'nın kısa sürede 1 milyon kere download edilmesini sağlamıştı. Sanırım bunu örnek alarak Eclipse organizasyonundan birisi Eclipse 3.1 çıktıktan ne kadar süre sonra 1 milyon barajını geçecek diye Million Download Challenge adında bir organizasyon düzenlemiş. Download sayfasında bir sayaç sürekli artıyor. Open Source olsun olmasın bir yazılımın indirilme sayısı ilginin ölçüm birimidir. Bu yüzden evden, okuldan, işten indirin. Taş atıpta kolunuz yorulacak değil ya :-)&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Böyle diyorum ama inanmayın ha! Bir saattir download sitesine ulaşmaya çalışıyorum!&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Download sayfasında ilk defa bir &lt;a href="http://mirrors.cs.hacettepe.edu.tr/eclipse.org/eclipse/downloads/drops/"&gt;Türk sitesinin linkini&lt;/a&gt; gördüm; &lt;a href="http://www.hacettepe.edu.tr/"&gt;Haccettepe Üniversitesi&lt;/a&gt; mirror'lardan biri olmuş, olmuş olmasına da henüz dosya mirror'lanmamış. Olur o kadar daha yeniler diyelim. Türkiye içinde download epey hızlanacak gibi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;SWT vs. Swing savaşına bu postta girmiyorum daha uzamasın diye. Ancak ileriki postlarımda Swing'in ne kadar "güzel" tasarlanmış bir library olursa olsun "güzellikte" SWT'nin yanına yaklaşamayacağını bir bir anlatacağım tabii.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111999747583339792?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111999747583339792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111999747583339792' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111999747583339792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111999747583339792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/06/eclipse-31-kt.html' title='Eclipse 3.1 çıktı!'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111926926768128797</id><published>2005-06-20T14:56:00.000+03:00</published><updated>2005-06-20T15:34:54.723+03:00</updated><title type='text'>A: sürücüsünü gizleme</title><content type='html'>&lt;p&gt;Artık yeni satılan bilgisayarların çoğunda floppy disk gelmiyor. Flash disklerin önlenemez yükselişi ile birlikte bu durum zaten beklenen bir şeydi. 512 MB bir flash disk artık &lt;a href="http://www.ideefixe.com/Bilgisayar/tanim.asp?sid=UBT4Q1TDE541LLOKIAHL"&gt;35-40$ civarına kadar gerilemişken&lt;/a&gt; neden 1.44MB bir disk sürücüye 10-15$ veresiniz ki? Üstelik bozulma riski floppy disklere göre ihmal edilecek kadar az iken.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Floppy sürücünüz olmamasına rağmen Windows Explorer'da yanlışlıkla A: sürüsüne tıkladığınızda bir süre Explorer'dan cevap almamak sizi de benim kadar sinir ediyorsa aşağıdaki küçük scripti bir dosyaya yazıp .reg uzantısı vererek kaydedin. Sonra da üzerine çift tıklayın. Başarı mesajını aldıktan sonra makinenizi restart edin. Artık Explorer'da gereksiz bir şekilde yer kaplayan A: sürücüsünden eser kalmayacak. Bu kadar zahmetli olmasını bana da garip geldi tabii.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border: 1px solid gray"&gt;&lt;br /&gt;&lt;code style="font-size: xx-small"&gt;&lt;br /&gt;Windows Registry Editor Version 5.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[HKEY_CURRENT_USER\Software\Microsoft\Windows\CurrentVersion\Policies\Explorer]&lt;br /&gt;"NoDrives"=dword:00000001&lt;br /&gt;&lt;/code&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111926926768128797?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111926926768128797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111926926768128797' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111926926768128797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111926926768128797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/06/srcsn-gizleme.html' title='A: sürücüsünü gizleme'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111773033424793113</id><published>2005-06-02T19:38:00.000+03:00</published><updated>2005-06-16T14:53:07.910+03:00</updated><title type='text'>İlişkilendirilmemiş Alan Adı Duraklatılmıştır</title><content type='html'>&lt;p&gt;Ne demek? Türkçe aslında ana dilim ama böyle &lt;a href="http://www.itu.edu.tr/"&gt;İTÜ&lt;/a&gt; Türkçesini daha önce görmemiştim. Nereden çıktı derseniz otomobil fiyatlarını araştırmak için &lt;a href="http://www.dogusoto.com.tr/"&gt;Doğuş Oto&lt;/a&gt;'nun sitesine de bakayım dedim bu mesajı aldım. İlk anda korktum. Sonra komik geldi.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İTÜ Türkçesi dedim diye İTÜ'lüler kızmasınlar lütfen. Türkçe'nin yozlaşmasını, kültürümüzün "asimile" edilmesini bende sevmiyorum. Daha sonraki postlarımda da değinmek istediğim bir sorun bu. Ancak zorlama Türkçe'ye de karşıyım.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;İlişkilendirilmemiş Alan Adı Duraklatılmıştır sayfasında üstte bulunan Yer Tanrısı GAIA resmi de oldukça güzelmiş.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111773033424793113?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111773033424793113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111773033424793113' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111773033424793113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111773033424793113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/06/ilikilendirilmemi-alan-ad-duraklatlmtr.html' title='İlişkilendirilmemiş Alan Adı Duraklatılmıştır'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111761249052192381</id><published>2005-06-01T10:06:00.000+03:00</published><updated>2005-06-01T10:54:50.526+03:00</updated><title type='text'>Google Summer of Code</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.google.com"&gt;Google&lt;/a&gt; yazı boş geçirmek istemeyen bilgisayar mühendisliği öğrencileri (veya yazılımla ilgilenen öğrenciler diyelim) için &lt;a href="http://code.google.com/summerofcode.html"&gt;Summer of Code&lt;/a&gt; isimli bir program başlatmış.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Programa katılan 9 tane iyi tanınan Open Source organizasyon var. Google hariç bunların her biri ihtiyaç çözüme duyduğu konuları listelemiş. Mesela &lt;a href="http://mono-project.com/Main_Page"&gt;Mono Projesi&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.mono-project.com/StudentProjects#GCC_backend_for_CIL."&gt;GCC ile .NET&lt;/a&gt; kodunu üretme konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor veya &lt;a href="http://jakarta.apache.org/tomcat/index.html"&gt;Apache Tomcat&lt;/a&gt; projesi &lt;a href="http://wiki.apache.org/general/SummerOfCode2005"&gt;JSP  derleyicisinin birden fazla JSP'yi daha hızlı derlemesi&lt;/a&gt; konusunda yardıma ihtiyaç duyuyor vs.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Google Summer of Code programına katılmak isteyenler bu çözüme ihtiyaç duyan konulardan birini seçiyor. Konuların mentörleri de var tabii. Bu mentörler çözüme giden yolda yardımcı olacak kaynaklar için referans verebilir veya problemin daha iyi anlaşılması için sorulara cevap verebilir. Bu şekilde öğrenci problemin çözümü için program yazmaya davet ediliyor.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Konu pek çok yönden ele alınabilir. Google açısından ele aldığımızda, programa katılan organizasyonlardan biri olarak görünmesine rağmen herhangi bir konuda problem belirtmemiş, bu konuda tek. Mevcut hemen hemen tüm altyapısı &lt;a href="http://www.opensource.org/"&gt;Open Source&lt;/a&gt; yazılım üzerine kurulu olduğu için kendisinin &lt;b&gt;arama ile ilgili problemleri&lt;/b&gt; yerine kullandığı yazılımlara çözüm arıyor gibi. Yani dolaylı yoldan kendisine yatırım yapıyor yine. Hatta çok önem verdikleri &lt;a href="http://www.google.com/jobs/"&gt;recruitment&lt;/a&gt; için de kaynak oluşturuyor olabilirler.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Öğrenci açısından ele alacak olursak, projeleri başarı ile bitirdikleri takdirde 4500$ gibi bir para ödülü var. Yukarıda bahsettiğim gibi ilerde Google'da çalışmak gibi bir şans da oluşabilir. Başarılı olmadığı durumda ise kaybedecek hiçbir şey yok. Çünkü, öğrenci büyük ihtimalle boşa geçireceği yaz tatilini yazılım ile ilgili çalışarak geçirecek ve ilgilendiği konu hakkında önemli derecede bilgi edinecek. Open Source yazılım modeli ile de tanışmış olacak. Kısacası her iki durumda da kazançlı olacak.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Genelde Türkiye'de maalesef bilgisayar mühendisliği öğrencilerinin çok küçük bir bölümü Open Source yazılımın ne olduğunu, nasıl işlediğini bilir. Linux popülerdir ama öğrencilerin hemen hepsi Microsoft platformlarında yazılım geliştirmek ister. Bunun çok farklı sebepleri olabilir, bu postun konusunun dışında tabii. Bu öğrenciler için Mono Projesinin problemleri ile ilgilenmek de oldukça faydalı olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111761249052192381?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111761249052192381/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111761249052192381' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111761249052192381'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111761249052192381'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/06/google-summer-of-code.html' title='Google Summer of Code'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111732338867792911</id><published>2005-05-29T02:32:00.000+03:00</published><updated>2005-05-29T03:21:49.136+03:00</updated><title type='text'>Otomatik sırt kesesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bursa Ulu Camii önü, tezgahlardan biri&lt;/div&gt;&lt;a href='http://photos1.blogger.com/img/142/5919/1024/DSC00596.jpg'&gt;&lt;img &lt;br /&gt;title="Sırt Kesesi.. ama 'otomotiğinden' :-)" &lt;br /&gt;border='0' src='http://photos1.blogger.com/img/142/5919/400/DSC00596.jpg'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111732338867792911?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111732338867792911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111732338867792911' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111732338867792911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111732338867792911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/05/otomatik-srt-kesesi.html' title='Otomatik sırt kesesi'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-12590995.post-111679912314715078</id><published>2005-05-23T00:27:00.000+03:00</published><updated>2005-05-28T02:27:53.886+03:00</updated><title type='text'>Windows servislerine adam gibi bir bakış</title><content type='html'>&lt;p&gt;Blogun adına uygun bir başlangıç yapayım dedim. Windows platformu üzerinde uygulama geliştirenler veya sistem yöneticileri "servis" kavramını bilir. UNIX ve benzeri platformlar üzerindeki daemon kavramının Windows'cası diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bu servislerin yönetildiği arabirim aslında bir MMC (Microsoft Management Console). MMC aslında diğer tüm sistem yönetim araçlarının kullanıldığı bir framework diyebiliriz. Administrative Tools altındaki hemen herşey aslında MMC kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Computer Management ikonuna tıkladınız, hemen MMC açılır ve içine Computer Management ile ilgili COM objesi yerleşir. Event Viewer açtınız, hop MMC devrede. Yani solda bir ağaç görünümü sağda da liste olan her Windows yönetim aracı MMC.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gelelim bu yazının ana konusu olan Windows servislerine. Windows 2000 versiyonu ile servislerin yönetildiği pencere adam gibi bir görünüme kavuşmuştu. Windows XP ve 2003 versiyonları ile beraber üstün Microsoft mühendisliği Services penceresine yeni bir görünüm ekledi, adı Extended. Alttaki resimde kendisini görüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Windows Services "Extended" Görünümü&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/142/5919/1024/extended.jpg"&gt;&lt;img src="http://photos1.blogger.com/img/142/5919/400/extended.jpg" border="2" title="Servis isimleri ve kolon başlıklarının kolay görüntülenmemesi rahatsız edici."/&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Windows Services Standard Görünümü&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/img/142/5919/1024/standard.jpg"&gt;&lt;img src="http://photos1.blogger.com/img/142/5919/400/standard.jpg" border="2" title="Son derece sade ve kolay kullanışlı bir görünüm."/&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Standard görünüme ek olarak, Microsoft Windows Explorer'da yaptığı hatayı burada da ustalıkla tekrar etmiş. Servislerin listelendiği kontrolün sol tarafına pratikte hiçbir işe yaramayan, neredeyse ana görünümün 1/3'ünü kaplayan, lüzumsuz bir kontrol eklemiş. Pratikte bir işe yaramıyor çünkü ilgilendiğiniz servise sağ tıklayarak aynı işlemi yapabiliyorsunuz. İşe yaramadığı gibi servis listesini de rahatlıkla görmenizi engelliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ama en kötüsü kendi istediğiniz şekle getirseniz bile bir daha servislere bakmak istediğinizde yine aynı "Extended" görünüm çıkıyor karşımıza. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bunu bu kadar büyütmenin ne anlamı var derseniz eğer.. Birincisi blogun adı Obsesif Kompulsif.. İkincisi ve asıl önemlisi ne zaman bir servis ile ilgili ayarları kontrol edecek olsam hep aynı, sinir bozucu döngü yaşanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;WinKey + R (Windows Run)&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;"services.msc", Enter&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Eller klavyeden kayar, fareye doğru yol alır&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Standard görünüme tıklanır&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Servis isimleri adam gibi görünmediği için kolon başlığından (Türkçe bilmeyenler için "column header") tutulup ayarlanır&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;En nihayetinde ilgili servisin adının ilk harfi tuşlanır&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Göz ile ilgili servis bulunur&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;li&gt;Ne yapılacaksa yapılır&lt;/li&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Evet.. Extended'ın anlamı zaman olarak extended sanırım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Bunun bir çözümü olmalı diye düşünüyordum ve sonunda &lt;a href="http://www.petri.co.il/save_settings_to_administrative_tools.htm"&gt;buldum&lt;/a&gt;. Meğer "msc" uzantılı dosyaların hepsinin güzel bir özelliği varmış. Microsoft'tan çıkan herşey de kötü değil ya canım. Bu dosyayı bulup sağ tıkladığınızda gelen "author" seçeneği ile özelleştirdiğiniz görünüm File-&gt;Save ile kalıcı hale geliyormuş! MSC uzantılı dosyaların tümü Windows'un kurulu olduğu dizinin altında bulunan system32 dizininde. Mesela Windows C:\Windows olarak kurulu diyelim, o zaman c:\Windows\system32 dizini altında tümünü bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Yaşa Microsoft diyorum. Tabii niye bu kadar lüzumsuz bir özellik "default" olarak geliyor onu da anlamak mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ama sadelik gerçekten ulaşılması zor bir nokta. Leonardo da Vinci'nin dediği gibi: &lt;br /&gt;"Simplicity is the ultimate sophistication".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12590995-111679912314715078?l=tuncay.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tuncay.blogspot.com/feeds/111679912314715078/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=12590995&amp;postID=111679912314715078' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111679912314715078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/12590995/posts/default/111679912314715078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tuncay.blogspot.com/2005/05/windows-servislerine-adam-gibi-bir-bak.html' title='Windows servislerine adam gibi bir bakış'/><author><name>tuncay</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07531735697290046740</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
